Bir kamu kurumunda Şube Müdürü olarak görev yapıyorum. Lisans Mezunu'yum. Özellikle Terör ve Kişisel gelişim konusunda makale yazıyorum. mail adresim. usta_yuksel28@mynet.com Yaşam pınarı içerisinde insanların gittikçe daha çok yanlışlaştığını görüyoruz. Hayat şartları içerisinde özellikle büyük şehirlere göçün yarattıgı tahribatların veya değişikliklerin en önemlisi olan çekirdek aile oluşumu nedeniyle, yalnızlaşan bireyler, üstlerine binen ekonomik sorunlar, geçim sıkıntısı, değişen dünyaya uyum sağlayamama, çevresel faktörler gibi durumlar yüzünden gittikçe içine kapanarak yalnışlaştığını göremez. Bu sürecin devamında ise, daha önceki yıllarda olmadığı kadar intihar vakalarının artmasını gösterebiliriz. Özellikle çalışan veya çalışmayan kesimlerde genellikle ekonomik ve duygusal nedenlerden dolayı artan intihar vakalarının, sosyolojik irdelenmesinde insanların beklentisizlik içerisine düştüklerinde artık onları hayata bağlayan bir şey kalmadığını gördüklerinde ölümü seçmeleri için hiç bir engel kalmamaktadır.
Umudun tükendigi anlarda insanın yeniden umuda bağlanması için o insanın psikolojik yardımdan, ekonomik yardıma kadar her türlü muhteviyatın kullanılması o kişiyi hayata yeniden bağlayabilir. Bu yüzden çevremizde dolaşan insanları sadece görmek yerine onları anlamayada çalışmak daha doğru bir davranış olacaktır. Özellikle gelişen ekonomik süreçlerin oluşturduğu, konuşmama ortamlarının insanların gittikçe yalnızlaşmasına neden oldukları bir gerçek olduğundan, aile gezmeleri, arkadaş grupları, türündeki sosyal davranış profillerinin daha sık uyğulanması, bunların devlet politikası haline getirililerek, ailelerin özellikle, kişilerin yanlışlaştırılmadan sosyal ortamlara kanalize edilmesinde toplum sağlığı açısından büyük kanazımlar olacaktır. Her birey çevresindeki ilişkide olduğu kişileri göz ardı etmeden, onunla birey olarak ilgilenmelidir. Sosya ekonomik sıkıntılarla boğuşan günümüz insanın bu süreci atlatmasında devlete büyük görevler düşmektedir. Son dönemlerde artan kredi kartı borçları yüzünden gittikçe artan intihar olaylarının başındada yalnışlaşan ve umudu tükenen insan profili vardır. Bu yüzden aile küçülmelerinin yarattığı bu boşluğu bazı kurumlar doldurmak zorundadır.
Aileden sorumlu devlet bakanlığı olduğu halde, bu süreçle ilgilenen hiç kimseyi özellikle kırsal kesimde bulamassınız. çaresiz kalan ve umudu tükenen kadın veya erkerlerin sığnacakları umut arayacakları yerler yok denecek kadar azdır. Özellikle kadınların eşlerinden gördükleri şiddet hareketleri sonucunda mıntıka polis karakollarına sığınmakta, burada uzun süre kalamayacağını anladığında, çaresiz ya geri dönmekte, yada bir mechule doğru gitmektedir. Kırsal kesimde bastırılmış duyğular nedeniyle duyğularının tam olarak açıklamaya cesaret edemeyen ve hor görülen kadınlar daha çok intihar teşebbüsü içerisinde oldukları görülmektedir. Her kadının hayatının bir döneminde aklından geçirdiğini olumsuzluk tablosunun sonu olarak gördüğü yaşamına son vermesi duyğusunun yok edilmesi, bu kadınlara bir şekilde el tutulması ile ilgilidir. Görüldüğü üzere yalnızlaşmanın temelinde ailelerin küçülmesi ve ekonomik nedenlerin önemli yer arzettiği görülmektedir. Mutluluk ve huzur hakkı herkesin olduğuna göre, sosyal devlet her bireyin mutluluk ve huzur ortamını sağlamak zorundadır. Adı olan ve kendisi aktif olmayan kurumlar yerine, daha çağdaş ve aktif kurumlar oluşturmak, ve bu işe gönüllü personeli işe başlatmak çözümün başlangıcı için yeterli olabilecektir. İnsanların yalnızlaşmadan bütün sorunların çözümü mümkündür.
Her bireyin ekonomik sorunlarını bir şekilde çözmek ona, balık vermek yerine balık avlayacak malzemeleri vermek ile mümkün olacaktır. Bu cihetle, yeterli iş sahalarının açılması, kahvelerde saatlerini ve günlerini boşa geçiren aç ve sefil insanalır hayata yeniden bağlayacak sosyal projelerin yeniden idame ettirilmesinde fayda vardır. Bu sağlandığı takdirde, toplum içerisinde tüm huzursuzlukların ve mutsuzlukların büyük ölçüde engelleneceği, sağlıklı ve mutlu bir gelecek için herkesin elini taşın altına sokması gerekmektedir. Polis teşkilatı gibi birkaç kurumun özverili mücadelesi ile bu sorunun çözülmeyeceği aşikardır.