Uzmanlardan Makaleler - http://www.emakale.com
Çocuklarımız
http://www.emakale.com/articles/137/1/CcedilocuklarAmAz/Sayfa1.html
Yüksel Usta
Bir kamu kurumunda Şube Müdürü olarak görev yapıyorum. Lisans Mezunu'yum. Özellikle Terör ve Kişisel gelişim konusunda makale yazıyorum. mail adresim. usta_yuksel28@mynet.com 
Yazan Yüksel Usta
Yayın tarihi 09/10/2007
 
Çocuk ve genç bir toplumun geleceğinin öngörülmesini sağlayan o toplumun dünya üzerindeki yerini gösteren önemli bir faktördür.

Çocuklarımız
Çocuk ve genç bir toplumun geleceğinin öngörülmesini sağlayan o toplumun dünya üzerindeki yerini gösteren önemli bir faktördür. Genç nüfusun eğitim seviyesi ve olumlu yöndeki aktivitesi toplumun geleceğinin aydınlık olduğnun belirleyicisidir.
Çocuklarda ve gençlerin gelişimi her alanda yaşayabilen bireylerdir. Bu değişim teknolojik olabildiği gibi toplumsal alanda değişim ve gelişimlerle olabilmektedir. Ergenlik dönemlerinde kişilik toplumlak bir niteklik kazanmakta ve genç kim olduğunu, nelere değer vereceğini kime bağlanıp inanacağına karar verir. Bu çağda genç birey etrafında kendine örnek olabilecek bireyler aramaktadır. İşte böyle bir dönem içerisinde bulunan genç kendine doğru örneği bulması yönünde desteklenmelidir. Çocukların bedensel ve duyğusal gelişimlerini etkileyen faktörlerin başında onlara karşı uygulanan şiddet, suistimal ve farkıl kurumların ortak ihmali gelmektedir. Şiddetin felsefi, sosyolojik, ideolojik, politik ve kültürel boyutları vardır.
Toplumdaki şiddet eğilimlerinin giderek arttıgını ve çocuklar bundan oldukça fazla etkilendiği, tüketimin sürekli olarak özendirildiği toplumumuzdaki çocuklarda ve gençlerde bazı değerleri elde etme çabası şiddet ve suç oranını artırmaktadır. Televizyon dizilerindeki kahramanlara özenilmesi toplumda şiddet eğilimini körükleyen nedenler arasındadır. Ayrıca yaşanan görsel olaylarda bir neden olarak ortaya çıkmaktadır. Diger bir neden ise, özellikle ergenlik çağında akran baskısı altında kaldığını ve bunun istenmeyen bazı sorunlar ortaya çıkardığı gözlenmektedir. Ülkemizde şiddetin bir terbiye biçimi olarak algılanması, buunun aile içinde ve kamusal alanda meşru olarak görülmesi, şiddetin hem tekrarlanmasına ve gizlenmesine yol açmaktadır. Çevremizde gördüğümüz sıradan olaylar bazen gelcek toplumun karşsına çıkan oluşumlar için bilgi vermektedir. Çocukların oyun oynarken oluşturdukları yüz yüze içten arkadaşlıklaklarla kurulan gruplar çocuğun konuşma tarzı, tavır ve hareketleri, oynama metotları kendisine ve başkalarına karşı olan davranışları bir şekil içine sokar. Bundan hareketle bu guruplaşmaların incelenmesi ve yapıların çözümlenmesi gerekmektedir.
Okulda problemli öğrenciler tarafından meydena getirilmiş olan ve kurum içi yanı sıra toplumsal problem teşkil etme potansiyeli bulunan gruplaşmalar, gelecekte toplum içinde yasa dışı faaliyetlerin merkezi olacak olan mafya türü yapılaşmasının ilk örneklerini oluşturabilmektedir. Gurup bilinci insan yapısı gereği sükekli iletişim ve etkileşim halinde bulunan sosyal bir varlıktır. etrafındaki diğer hemcinslereriyle beraber olup, onlarla birliktelikler meydana getirir. Bu sosyalleşmenin ilk basamakları aile için eğitim ile çıkılmaktadır.  Sonra bireyan toplum içinde girdiği okul çağlarında sosyal çevrede genişleme meydana gelir. Arkadaşlık ortamı ile ilk etkilemişler başlar ve kişi kendine yakın olan şahıslarla beraber olur. Bu süreç hayatın sonuna kadar devam eder. İnsanın bir gruba ait olma fikrinin en yoğun olduğu dönem ergenlik dönemidir., Ergenlikte toplumsal davranışlarda olgunlaşma ve arkadaş guruplarında genişleme görülür. Bu dönemde genç ait olduğu gruba daha fazla önem verir. Bu uyum duş görünüş ve davranışlara kadar, fikirleride içine alır. Daha sonra oluşan bu guruplar içinde anti-sosyal birdayanışma kuvetlenir.
Birleşmiş milletler genel kurunun hazırladığı 54 maddelik uluslarası biryasa niteliğinde iolan Çocuk hakları sözleşmesi 1994 yılında Türkiye tarafından da kabul edilmiştir. Sorunların kaynağı olarak sosyal etkinlik azlığı, sportif faaliyetler için yeterli yer olmaması, fiziksel ceza, öğrencilerde güven duygusu eksikliği ve öğrencilerin benlik saygısının düşük olmasına bağlı ortaya çıkan tartışmalar, okulun fiziksel yapısındaki eksiklikler, okul idaresinin güvenliği oluşturma konusunda gereğini yapmaması, nöbetçi öğretmen, idareci, öğrencilerin görevlerinini yetirmelerindeki yetersizlikler, okulda güvenlik görevlisinin bulunmaması, ergenlik dönemi çatışmalarının yaratmaş olduğu kaygı stres, iletişim bozukluğu, sosyal beceri yetersizliğinden kaynaklanan çatışmalar, kız erkek ilişkilerinden kaynaklanan çatışmalar, kendi aralarındaki aşağılayıcı lakap ve söylemler, bazı öğrencilerin başarı düzeyinin düşük olması nedeni ile kendini başka alanlarda özellikle şiddete yönelik olarak telafi etme yonuna gitmesi. Farklı sosyo-ekonomik çevreden gelen öğrencilerin yeni okul ortamına uyum sorunları, ortaya çıkın stret boyutu, çetelerin okul içindeki öğrencilere baskı ve şiddete yönelik yönlendirmeleri, öğrencilerin kesici ve yaralayıcı aletle okula gelmeleri, öğrencilerin ciddi bir gelecek kaygısı yaşamaları özelikle mesleki eğitim alan öğrencilerde.
Okul içerisindeki aykırı davranışlar sergileyen öğrencilerin, diğer öğrenciler tarafından itibar gösmeleri ve suça eğilimli özellikler göstermeleri.  Günümüz koşullarında ihtiyaç çeşitliliğinin artması ve buna bağlı olarak öğrenci ve genç beklentilerinin artması ve bunun karşılanmaması durumunda ortayi çıkan öfke patlamaları. Evde ve okulda sosyal olarak aşırı içinde kapanık gençler, aşırı alınganlık gösteren gençler, Kendine rahat verilmediği duygusunu yaşayan gençler, Geçmişte şiddet içeren davranışlarının bulunması, Bireysel farklılıklara toleranslı olmaması, Çok çabuk hayal kırıklığına uğramak, aile ve çevdere şiddeti körükleyen risk faktörleri olarak ortaya çıkmaktadır.
Suç işlemiş çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada bu çocukların %52 sinin eğitim gördüğü yıllarda sınıfta kaldıklarını %51 nin okula devamsızlık ettiği saptanmış olup, bu durum Friedlander'in şu açıklaması ile desteklenmiştir. Anti-Sosyal çocuklarda kendini gösterme eğitili normal çocuklara nazanan daha fazla olduğundan, okulda başarılı olan çocuğun kendini gösterme gereksinimi kolaylıklar göstermesine karşılık, başarısız çocuk kendini okulda göstermemekte ve bu da sonuçta çocuğun sokağa itilmesine neden olmakta ve sosyal yaşama uyum şansını azaltmaktadır.