“Bu şehirden taşınma cesaretini nasıl gösterebildin hala inanamıyorum” dedi.
“Gitmesen vazgeçsen ? Sonradan yaşanması muhtemel pişmanlıkları şimdiden engellesen?Çok kişi gitti buradan çok farklı hayallerle ve de sürekli beslenip büyütülen ümitlerle…
Neler yaşayacağını istersen şimdiden anlatayım sana.Önceleri yeni bir yerde yeni bir hayata başlıyormuş gibi hissedersin kendi.Geçmişte yaşadığın tüm sıkıntılı anları orada bıraktığını düşünürsün.Bu anılarla birlikte seni yoran tüm insanları da.Artık iki nedenden dolayı çok mutlusundur.Yepyeni yüzlerle sıfırdan başlayacaksındır .Geçmişte yaşanılanlar artık çok uzaklardadır.En azından bir süre için öyle olduğunu sanırsın .Bu sebeple belki de olman gerekenden çok daha mutlu ve de neşelisindir.Sürekli tekrarlarsın “Yeni bir başlangıç ,yeni bir başlangıç “ diye.Peki neden bu kadar mutlusun düşündün mü hiç?”
Karşı taraftan hiçbir cevap gelmedi hatta cevap vermeyi bırak az sonra korkularıyla yüzleşmek zorunda kalacak olan bunu hissetmeye başladı.Artık daha fazla bir şey duymak istemiyordu kesinlikle istemiyordu.Bu kadar yeterdi.
Ama böyledir işte hayatın analizini yapmaya yönelik başlatılan konuşmalar.Bir yerden sonra durmak zor hatta neredeyse imkansız.
“Yüzleşmen gereken gerçeklerle çoktan bitirmiş olmalıydın savaşını.Düşünmekten korkuyorsun kendini tanımaktan, hep kendi kendine söylediğin şeylerin aslında doğru olmadığını kabul etmekten belki de.
Herkesle hesabını zamanında kesmeliydin bana göre.Ne kadar zor olursa olsun yüzleşme gerekirdi gerçeklerle hem de tam vaktinde.
Cesur olmak bu demek işte tam da bu…Başka bir şey değil kesinlikle.
Ne kendini üz ne karşındakini süründür.Sonra n’olur biliyor musun?Ama sakın korkma duyacaklarından.
Yeni yerinde geçer bir süre.Artık burada hayat da eskisi gibi monotonlaşmaya ,kişilerle ilişkiler sıradanlaşmaya başlamıştır.Ama sen hala ısrarla yeni hayatının iyi yönlerini güzel renklerini sıralamaya devam edersin.Bilmem belki de doğrusu budur senin yaptığındır.Ama unutma zorla hissedilmeye çalışan hiçbir şey gerçek değildir .Ama olmaz işte geliverir geçmişten bir şeyler gitmek de bilmez kolay kolay.Geceleri kafanı yastığa koyduğunda acaba ?dersin.Ve bundan sonraki hayatında eğer ısrarla kalmaya devam edersen o ait olmadığın şehirde hiçbir zaman gitmez bu şüphe.Bu kadar basit işte…”
Kimi zaman terk ederiz yaşadığımız şehri farklı sebeplerle .Çoğu zaman işimizdir en büyük sebep.Bazen de evlilik,aile vs…Eğer söz konusu sebep işse ;bir tarafta yıllarca uğraştığınız adım adım ilerlediğiniz kariyeriniz diğer tarafta yaşanılan onca güzel şeyin olduğu bir şehir…Doğru seçenek var mı burada sizce?Zorunlu mudur insan ikisinden birini seçmeye?Yıllarca beklediğiniz terfi önünüze geldiğinde hemen kabul edebilir misiniz?Yoksa yorucu bir karar verme süreci mi başlar sizin için?Hadi gerçekten istediğiniz şey o terfi değilse ne olacak şimdi?Acaba doğru şeyi mi hedeflediniz yıllar önce?İçinizde bir burukluk bir türlü karar veremediğiniz bir ruh hali söz konusu ise belki de yönünüzü değiştirmelisiniz bir an önce.
Diğer taraftan eğer bir aşksa sizi buna iten ve gözünüz hiçbir şeyi görmeden arkanıza bakmadan gidebiliyorsanız o zaman tebrikler !Siz gerçekten şanslısınız.Sahip olduğunuz şeyin değerinin farkındasınız gerçekte.Ne olura olsun eğer bir şehir ve bir aşk arasında kalmışsa insan ve sonunda galip gelen şehirse o ne gerçek bir aşktır ne de sevgi.Çünkü siz ne derseniz deyin ne kadar mantıklı sebepler üretirseniz üretin daha önce yaşadıklarınızdır sizi o şehre bağlayan ve herkesle kolay kolay yaşanılamaz o anlar ve zamanlar…Yeni biri için yeniden başlamak için gitmek istemezsiniz.
Caddelerinde yürürken yüzünüzü güldürmeyen, kendinizi ait hissetmediğiniz bir şehir ne verebilir ki size?
İnsanı hayata bağlayan geçmişle olan bağlarıdır bana göre ve kopmaz bu bağlar insan istemedikçe.