Kendimizi Korumak
Özellikle büyük kentlerde yaşayanlarda bunu açıkca belli etmeseler bile içlerinde bu korkuyu her zaman taşırlar. Büyük şehirlerde özellikle son senelerde artan suçların getirdiği fakat bu boyunutun kimse tarafından önemsenmediği bir ruhsal durum daha ortaya çıkmıştır. Özellikle para taşıyanların, genç kadınların ve kızların, hatta çocukların ve yetişkin erkeklerin bile zaman zaman tehdit ortamlarında kaldığı çok sık görülmüştür. Bir yerde kalabalıkların güvenli olabileceğini ve kalabalık ortamlarda insanlar daha güvenli olduklarını düşünebileceğini görmek abartılı bir durum olmasa gerek. Fakat bu ortamların bile içlerinde barındırdığı tehlikeler mevcuttur. Bunlara son dönemlerde terör olayları ile gördük, bunun haricinde insanlarımızın iyice duyarsız hale getirilmesine neden olan bir takım gelişmeler neticesinde kişiler, bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti içerisinde, çevresinde mağdur duruma düşen bir kişiye yardım etmekte çekinmektedirler.
Bunun çok nedenleri ve geçmişi vardır. Özellikle basın aracılığı ile milyonlara yayılan olaylara müdahale eden insanların hayatlarının sona ermesine kadar götüren şiddet olayları insanları tedirgin hale getirmiştir. Geceleri ise, insanlar için tam bir kabustur. kırsal kesimde gece ve gündüz arasında bir fark yok iken, özellikle büyük kentlerimizde gece belli bir saatten sonra kimse ıssız yerlerde dolaşmayı, üzerinde para bulundurmayı, yakınlarını sokağa salmayı, hatta evinde bile uyurken kafasında sürekli dolaşan" acaba" bu gece eve hırsız girermi şüphesinden kurtulması çok zordur. Burdada basınımızın önemli bir başarısı vardır. "eve giren hırsız, ev sahibine önce tecavüt etti, sonra öldürdü." bu ve buna benzer haberler, korkuları dahada artırmaktadır. Büyük şehirlerimizde özellikle istanbul'da evine hırsız girenlerin sayılı mevcut bina sayısına yaklaşmıştır. Hatta bazı yerlere ikiden fazla girilmiştir. Diğer taraftan özellikle genç kızların evlerine geliş ve gidişlerinde karanlık sokaklardan geçerken sürekli korku içerisinde bulundukları bilinmektedir. Aileler bu yüzden oldukça tedirgin olmakta, çocuklarını kötü duruma düşürmemek için belli yerlere kadar refakat etmekte, durumu daha iyi olanlar ise kendi otoları ile bu sorunu gidermeye çalışmaktadırlar. Çocuklara gelince, burdada basın yine yaydığı haberler ile, örnek" okuldan çıkan öğrenciyi kimliği belirsiz kişiler kaçırdı" bunları okuyan velilerde okul kapısında nöbet tutmaya başlamıştur. Durumu daha iyi olanlar ise, bir araç tahsis etmeye veya, kendileri götürüp getirmeye başlamışlardır. Yetişkinlere gelince bunlarda yolda, caddede, iş yerinde, otomobilde her an bir tehlike ile karşı karşıya gelebilmektedirler. Bundada sağolsunlar, basınımızın büyük yardımı vardır. " Yol verme yüzünden silahlar çekildi. iki kişi öldü." haydi bakalım, buyrun cenaze namazına.....
Evet ne kadar saklasakta içimizde hep bu korkular vardır, ya yakınlarımız için, yada kendimiz için bu korkuları sürekli taşırız. Peki bunun çaresi yokmu. Mevcut yaşam standartlarımız içinde bunun çaresi yok gibi. Özellikle kırsal kesimdeki milyonların büyük şehirlere akması ve bunun getirdiği sosyolojik ve psikolojik sorunlar nedeniyle, bu insanlarla yeteri kadar ilgilenemeyen devlet veya kurumların ihmali sorunlu insanların oluşturduğu bir şehirlerin oluşmasına neden olmuşlardır. Çare..... ise..çok derinlerde, yığma tuğladan yapılan bir eve, yeniden temel kurmaya benziyor bir yerde bu durum. Bence bu binanın yıkılması ve yeniden inşa edilmesi zorunludur. Tüm insanları yok edip yerine yenilerini getiremeyeceğimize göre "eee ne yapıcaz.. yapılacaklar tabiki çok basit değil.
Tek bir gün bile geçirmeden tüm insanları yok farzetmeden, onları var kabul edip, bütün bireyler ile bire bir ilgilenilecek bir sistem kurulması gerekli. Sokakta başıboş gezen ve bugüne kadar kendisine hiçbirşey sorulmayan bir kişiyi, iki haftada bir kez, bir kamu kurumuna çağırmak, veya onunla birebir ilgilenecek bir yapının oluşturulması ve bunun hayata geçirilmesi bütün sorunların temelden ele alınmasını kolaylaştırır. Bunu yaparken hiç kimsenin bunun dışında kalmaması gereklidir. Birey birkaç gün sonra beni bulacaklar, durumumu soracaklar, hayatım ve sorunlarımı masaya yatıracaklar, belkide yaptıklarım ortaya çıkacak diye düşünmesini gerekteren bir durum yaratılmalıdır.Bunu başarmak zor ve maliyetli bir iş olabilir, fakat uygulanabilir bir durumdur. Buğünkü teknoloji ve yetişkin kadrolara ilave edilecek takviye ile, sistemin aileye kadar etkin şekilde inilmesi halinde hiç bir aksaklık olmadan bu sistem kendiliğinden oluşur. Zor olan inanmak. Hayal kurmak değil. Benimkide küçük bir beyin fırtınası, belki bir gün olur. Kimbilir....