Uzmanlardan Makaleler - http://www.emakale.com
Ulusal Planlama Sürecinde Türkiye'de Afet Risk Planlaması
http://www.emakale.com/articles/2011/1/Ulusal-Planlama-SArecinde-TArkiye039de-Afet-Risk-PlanlamasA/Sayfa1.html
Mustafa Kaya
1970 Samsun doğumluyum.1988-2003 yılları arasında bir kamu kurumunda görev yaptım. 2003 yılından beri özel sektörde idareci olarak çalışmaktayım.Kamu sektöründe çalışmaya başladığımdan bu yana doğal afetler konusuyla ilgili araştırmalar, incelemeler yapmaktayım. Bu konunun özellikle deprem riskiyle karşı karşıya kalan ülkemizde hep ihmal edildiğini gördüm.Bireysel,toplumsal kurumsal anlamda bakış açısını; afetler ve korunma yolları üzerine yoğunlaştırması gerektiğini düşünüyorum. Saygılarımla... 
Yazan Mustafa Kaya
Yayın tarihi 02/12/2008
 
Birçok afet riskini bünyesinde taşıyan Türkiye’de ulusal düzeydeki planlamalar da afet riskleri maalesef yeterince yer bulamamıştır. Ortalama her on yılda bir büyük deprem yaşayan ülkemiz, kaybedilen onca can ve mal kaybına rağmen planlama ve uygulama açısından etkin bir performans gösterememiştir.

Türkiye'de Afet Risk Planlaması

Doğal afetler dünyada olduğu gibi ülkemizde de ağır sosyo-ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler bağlamında Türkiye ;başta deprem olmak üzere meydana gelen afet zararlarından dolayı her yıl ortalama GSMH’ sının  % 1.1’ ini kaybetmektedir.Bu kayıp tüm ekonomik göstergeleri olumsuz yönde etkilemekte, gelişmeyi sekteye uğratmaktadır.

Birçok afet riskini bünyesinde taşıyan Türkiye’de ulusal düzeyde ki planlamalar da  afet riskleri maalesef  yeterince yer bulamamıştır. Ortalama her on yılda bir büyük deprem yaşayan ülkemiz, kaybedilen onca can ve mal kaybına rağmen  planlama ve uygulama açısından etkin bir performans gösterememiştir. Afet yönetiminin en önemli ve en uzun soluklu aşaması afet öncesi yapılması gereken çalışmalardır.Bu sürecin ana kaynağı ise planlama sürecidir.Afet, toplumsal ve ekonomik sorunların daha da büyümesine yol açmaktadır.Planlama sisteminde, ileride karşılaşılabilecek afetlerin dikkate alınmaması ve plan hazırlama aşamasında bazı önlemleri alma alışkanlığının geliştirilememiş olması, ülkemizde afet sorunlarının büyümesinin etkenlerinden biri olmuştur.Afet riskinin azaltılmasına yönelik politikalar, bazı faydalar sunmasının yanı sıra bazı maliyetleri de içerir.

Ülkemizde afetlerle ilgili ulusal düzeyde planlama; Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde tüm kurum ve kuruluşların katkılarıyla hazırlanan ’’ Kalkınma Planları’’çerçevesinde yürütülmektedir. Fakat hazırlanan planlarda özellikle afet riskleri ile ilgili konular ya yüzeysel olarak yer almakta veya hiç yer almamaktadır. Örneğin son hazırlanan 9.Kalkınma Planında ‘’deprem’’ sözcüğü bir kelimeyle dahi yer almamıştır. Bu bakış açısı aslında devlet erkinin bu konuya bakışının bir göstergesidir. Maalesef bu bakış açısından dolayı gerekli, etkin tedbirler alınmadığından dolayı geçmiş hükümetler dönemi de dahil olmak üzere meydana gelen afetlerde 100.000 civarında can kaybı ve milyarlarca dolar maddi zarar oluşmuştur.

Türkiye’de merkezi hükümet tarafından yapılan planlama da; savunma, eğitim, sağlık gibi konular öncelikli olup, bütçeden en fazla payı almaktadır. Normal olan bu durum bir afet ülkesi olan Türkiye’de afet risklerine karşı alınması gereken önlemler konusunda, ayrılması gereken bütçenin yeterli önceliği bulamamasından dolayı; afet, sonuçları itibariyle ağır can ve mal kayıplarına neden olmuştur.

Hükümet ekonomiyi ve ekonomik gelişmeyi Hazine’den sorumlu Devlet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı olmak üzere iki bakanlık bünyesinde, sıkı para politikaları ve tasarruf tedbirleri çerçevesinde yakinen takip etmektedir. Fakat; cari açık, dış borçlar, enflasyon gibi ekonomik göstergelere verilen önem tüm ülkenin makro ekonomik düzenini alt üst edebilecek bir afet riskinin dikkate alındığı, bir  çok disiplini içinde barındıran bir planlamaya yeterince yer verilmemiştir. Bu durum kadercilik dışında ancak duyarsızlıkla ifade edilebilir. Afet konusunda ülkemizde, farklı bakanlıklar bünyesinde   birden çok kurum bulunmaktadır. Bu kurumların afetlerle ilgili yaklaşımları bağlı bulundukları bakanlıkların bakış ve görev alanlarıyla sınırlıdır. Ayrıca bu kurumların bütçeleri de yeterli düzeyde değildir.

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Kocaeli depremi, sonuçları itibariyle ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik ve siyasal sonuçları itibariyle göz ardı edilen afet ve afet planlaması gerçeğini çok ağır sonuçlarıyla ülke gündemine sokmuştur. Meydana gelen depremde; 66.441 konutun ve 10.901 iş yerinin ağır hasara, 67.242 konutun ve 9.927 iş yerinin orta hasara, 80.160 konutun ve 9.712 iş yerinin hafif hasara uğramasına ve 17.479 kişinin ölmesi, 43.953 kişinin yaralanmasına neden olmuştur.* Depremin etkilediği 7 ilin GSMH içindeki payı % 34.7,  sanayi  katma değeri içindeki payı ise %46.7 seviyesindedir. Ayrıca depremden etkilenen illerimizin GSYİH içindeki toplam payları % 6.2 , ithalat  ve ihracat içindeki payları sırasıyla % 14.1 ile %3.9 ve genel bütçe içerisindeki payları da % 12.4’tür.* Meydana gelen deprem de alt yapı ve üst yapı tamamen çökmüş, yollar, okullar, hastaneler, haberleşme ağları kullanılamaz hale gelmiştir.17 Ağustos depremin hemen sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı’nın  8 Eylül 1999 tarihinde hazırladığı raporda meydana gelen alt yapı kayıplarının onarım maliyeti  0.5 ile 1 milyar dolar arasında oluşacağının tahminine vurgu yapılmıştır. Hasar gören konutların yerine ilk etapta yapılması düşünülen 120.000 yeni konutun alt yapı maliyetleriyle birlikte 2.5 milyar dolar olacağı vurgulanmıştır. Ayrıca yıkılan 43 okul için 12.433 TL’lik ödeneğe ihtiyaç duyulduğu yine bu raporda ki tespitlerden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Her sektörde meydana gelen ayni kayıpların dışında o bölgede yaşayan vergi mükelleflerinden alınması gereken meblağların alınamadığı, bunlara ek olarak stok kaybı, üretim, işsizlik pazar kaybı, fiyat artışları ve buna benzer dolaylı ekonomik kayıplar da eklendiğinde toplam ekonomik kayıplar GSMH’nın  % 3-4’ ler seviyesine ulaştığı görülmektedir. Bu kayıpların telafisi, meydana gelen maddi hasarın ülkenin tümüne yansıtılmak suretiyle tüm vatandaşlara ek mali yük getirmiştir.

Mevcut afet riskleriyle; hükümetlerin gündemlerine alarak ciddi  şekilde ele almaları,  99 depremleri sonucunda oluşmuştur. Bu bağlamda 8.Kalkınma Planı’nda afetlerle mücadele konusuna yer verilmiş, dikkat çekilmiştir. Fakat devletin afetlere bakışı , maalesef olay olmadan önce gerekli hazırlık ve zarar azaltıcı makro ve mikro planlamaları ülke gerçekleriyle  paralel şekilde ve hem can hem de mal kaybını minimize ederek uygulamayıp afet olduktan sonra çok daha fazla maliyetle yapmaya çalışması hem kaynak hem de zaman israfına sebep olmuş, ülkenin gelişmesi sekteye uğramıştır. Afet olduktan sonra yara sarma yaklaşımından afet öncesi risk planlaması, hazırlık ve zarar azaltıcı tedbirlerin devreye sokulması zaruret arz etmektedir. Devletin bu hantal yaklaşımı birey, aile, tarımsal kesim, üretici, iş sahibi ve kamu çalışanlarıyla genel bir ön kabul ile oluşan kaderci yaklaşımı pekiştirmiş ve her şeyi devletten bekler bir role büründürmüştür.99 depremleri sonrasında özellikle STK’ ların , üniversitelerin, uluslar arası örgütlerin de katkısıyla bir bilinçlenme başlamıştır.

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen ve çok büyük can ve mal kaybına neden olan Marmara depreminden sonra kamu otoritesince deprem zararlarının en aza indirilmesi amacıyla 1999  tarih  ve 4452 sayılı Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanununun verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan 587 sayılı "Zorunlu Deprem Sigortası  yürürlüğe girmiştir. Söz konusu KHK ile 27 Eylül 2000 tarihinden itibaren kapsamdaki meskenler için deprem sigortası yaptırmak zorunlu hale getirilmiştir. Kar amacı gütmeyen ve sigortacılıkta "sigorta havuzu" adı verilen yapı esas alınarak düzenlenmiş bir kurumdur. Kısaca sigorta yaptırılan konutların hasar görmesi durumunda depremzedelere maddi teminat bedelleri oranında tazmin imkanı sağlamaktadır. Tarımsal işletme ve iş yerleri, araç gereç için özel sigorta kurumları mevcut olup ödenen prime ve kapsama göre tazmin yapılmaktadır.

Ülkemizde planlama kapsamında yeterince yer verilmese de afet sonrasında afetzedelere ayni ve  nakdi yardım yapılmaktadır. Ayrıca afetzedelerin borçları ertelenmekte veya ciddi indirimler yapılmaktadır. Geçici ve kalıcı konut tahsisi, faizsiz kredi, hibe yardımları şeklinde yardımlar yapılmaktadır. Bu yardımlar, yeterli düzeyde olmasa da afetzedelere destek sağlamaktadır.Hükümetler afet sonrası barınma, maddi yardım vb. konularda istenilen düzeyde afetzedelere yardım, destek ve normale dönüş safhalarında tam olarak hazırlıklı değildir.


*Özmen,B.,2000,17 Ağustos 1999 İzmit Körfezi Depreminin Hasar Durumu (Rakamsal verilerle),TDV/DR 010-53,Türkiye Deprem Vakfı,Özet Blm.

*Önal R.,’’Marmara Depremi ve Türkiye Ekonomisi’’,İşveren Dergisi,Cilt:XXXVIII,S.12,Eylül – 1999,S.2