- AnaSayfa
- İlişkiler
- Haklı Olmak & Mutlu Olmak
Haklı Olmak & Mutlu Olmak
- Yazan Gökhan TaÅŸpınar
- Yayın Tarihi 02/18/2008
- İlişkiler
-
DeÄŸerlendirme:




Gökhan TaÅŸpınar
1969 Antalya dogumluyum. 1990 yılında Gazi Universitesi Maliye bolumunden mezun oldum. 1996 yılında Gazi Universitesi Fen Bilimleri Enstitusunde master programını tamamladım. İs yasamina Şubat/1994 ayında Gumruk muayene memuru olarak basladim. 1994/Kasım ayında Yasarbank Teftis Kurulunda basladigim bankacılık yasamina Denizbank İc Kontrol Yonetmeni olarak devam etmekteyim...
Gökhan TaÅŸpınar tarafından yazılmış tüm makaleler
İnsanlar tarih boyunca kiÅŸisel ihtirasları, egolarının tatmini pahasına birbirleriyle çatışmalar, düÅŸmanlıklar yaÅŸamış, hatta bu haklılık iddiası birbirlerinin yaÅŸama haklarına saldırı niteliÄŸi bile kazanmıştır. İnsan doÄŸası gereÄŸi zihninde haklı olduÄŸunun ya da baÅŸkasının haksız, yanlış olduÄŸunun ispatına ihtiyaç duyar. Bu da karşısındakinin savunma ihtiyacını ve ardından tartışma konusundan uzaklaşılarak haklıyım/haksızsın tartışmasını beraberinde getirir... İnsan, tartıştığı kiÅŸinin hatalarını ortaya çıkartmanın sonucunda kendisinin daha çok takdir edileceÄŸi yanılgısını da yaÅŸar..Halbuki hiç kimse kendisini eleÅŸtiren ya da hatalarını yüzüne vuran birisine sempati duymaz. "DoÄŸru sözü söyleyeni dokuz köyden kovarlar" sözü boÅŸuna söylenmemiÅŸtir... Bu ille de haklı çıkma ihtiyacı malesef kırgınlıklara, düÅŸmanlıklara, husumete yol açar.Dolayısıyla savunduÄŸumuz konuda haklı bile olsak, karşımızdakini dinlemenin, haklılığımızı ifade ederken kullandığımız uslubün çok önemli olduÄŸunu düÅŸünüyorum...
İnsan, haksız olduÄŸunu bildiÄŸi konularda bile bunu karşısındakine itiraf edemez çoÄŸu kez..EleÅŸtiriyi salt karşı tarafa yöneltmenin kiÅŸiliÄŸini güçlü kıldığı, kendisine yapılan eleÅŸtirinin de kiÅŸiliÄŸini zayıflattığı yanılgısına düÅŸer. Navaro'nun bu konuda dile getirdiÄŸi ;"sen beni eleÅŸtirirken kendini haklı buluyorsun da, neden seni eleÅŸtirdiklerinden ÅŸikayetçi olup onları haksız buluyorsun.." ÅŸeklindeki özlü sözü düÅŸündürücüdür gerçekten.Bu nedenle birbirlerine karÅ
ŸÄ± haklı olduÄŸunu iddia eden ve küçük hesaplar yüzünden sürekli birbirleriyle tartışan, zıtlaÅŸan, kavga eden mutsuz insanlar, mutsuz bir toplumu da beraberinde getirir...Çevremizde incir çekirdeÄŸini doldurmayacak kadar küçük sebepler yüzünden sırf haklı olduÄŸunu ispat etmeye çalışan ve bunu ölüm kalım meselesi haline getiren insanların büyük kavgalarını, birbirlerine verdikleri zararları görmekteyiz. Bu anlamda; "önemli olan ölmek deÄŸil, mutlu olmaktır." diyen V.Hugo'ya katılıyorum.
Tabi ki haklı olduÄŸumuzu düÅŸündüÄŸümüz konuda savunmaktan vazgeçmeli, karşımızdakine tamamen teslim olmalı demiyorum ancak haklılığını savunduÄŸumuz konunun da ölüm kalım meselesi olmadığını hatırlamamız gerektiÄŸini vurgulamakta yarar görüyorum.
Toplumsal deÄŸer yargılarımızın ben/ego merkezli yönünde deÄŸiÅŸim gösterdiÄŸi, kutuplaÅŸma eÄŸilimi yaÅŸadığımız bu günlerde egolarımızın zaferi yerine uzlaÅŸma, dayanışma ve barışın toplumsal huzur ve mutluluÄŸu da beraberinde getireceÄŸini unutmamalıyız... Yani Nietzsche'nin dediÄŸi gibi; "SavaÅŸ hayatın vazgeçilmez bir yasasıdır, barışsa iki savaÅŸ arasında kurulan mutluluk köprüsüdür."
Haklı olduÄŸumuzu, kontrolumüzü kaybedecek ÅŸekilde savunduÄŸumuz zamanlarda yaÅŸam enerjimizin düÅŸeceÄŸi, bulunduÄŸumuz ortamın da bundan etkileneceÄŸini akıldan çıkarmamalıyız. Bu nedenle de gereksiz haklılık tartışmalarından uzak durmanın, karşımızdakini daha çok hoÅŸgörüyle dinlemenin, gerektiÄŸinde haksız olduÄŸumuzu kabul edip özür dilemenin, hem kendimizi hem de karşımızdakini mutlu edeceÄŸini, bunun da yayılma etkisiyle toplumsal huzur ve barışa katkı saÄŸlayacağını düÅŸünüyorum.
İnsan, haksız olduÄŸunu bildiÄŸi konularda bile bunu karşısındakine itiraf edemez çoÄŸu kez..EleÅŸtiriyi salt karşı tarafa yöneltmenin kiÅŸiliÄŸini güçlü kıldığı, kendisine yapılan eleÅŸtirinin de kiÅŸiliÄŸini zayıflattığı yanılgısına düÅŸer. Navaro'nun bu konuda dile getirdiÄŸi ;"sen beni eleÅŸtirirken kendini haklı buluyorsun da, neden seni eleÅŸtirdiklerinden ÅŸikayetçi olup onları haksız buluyorsun.." ÅŸeklindeki özlü sözü düÅŸündürücüdür gerçekten.Bu nedenle birbirlerine karÅ
Tabi ki haklı olduÄŸumuzu düÅŸündüÄŸümüz konuda savunmaktan vazgeçmeli, karşımızdakine tamamen teslim olmalı demiyorum ancak haklılığını savunduÄŸumuz konunun da ölüm kalım meselesi olmadığını hatırlamamız gerektiÄŸini vurgulamakta yarar görüyorum.
Toplumsal deÄŸer yargılarımızın ben/ego merkezli yönünde deÄŸiÅŸim gösterdiÄŸi, kutuplaÅŸma eÄŸilimi yaÅŸadığımız bu günlerde egolarımızın zaferi yerine uzlaÅŸma, dayanışma ve barışın toplumsal huzur ve mutluluÄŸu da beraberinde getireceÄŸini unutmamalıyız... Yani Nietzsche'nin dediÄŸi gibi; "SavaÅŸ hayatın vazgeçilmez bir yasasıdır, barışsa iki savaÅŸ arasında kurulan mutluluk köprüsüdür."
Haklı olduÄŸumuzu, kontrolumüzü kaybedecek ÅŸekilde savunduÄŸumuz zamanlarda yaÅŸam enerjimizin düÅŸeceÄŸi, bulunduÄŸumuz ortamın da bundan etkileneceÄŸini akıldan çıkarmamalıyız. Bu nedenle de gereksiz haklılık tartışmalarından uzak durmanın, karşımızdakini daha çok hoÅŸgörüyle dinlemenin, gerektiÄŸinde haksız olduÄŸumuzu kabul edip özür dilemenin, hem kendimizi hem de karşımızdakini mutlu edeceÄŸini, bunun da yayılma etkisiyle toplumsal huzur ve barışa katkı saÄŸlayacağını düÅŸünüyorum.