Afet yönetiminin başarıya ulaşması için afetler döngüsünün tüm aşamalarının yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunlar; ’’hazırlıklı olma’’, ’’müdahale’’, ’’iyileştirme’’ ve ‘’zararları azaltma’’başlıkları ile ifade edilen ana başlıklardan oluşmaktadır. Meydana gelecek can ve mal kaybı, afetler döngüsü olarak ifade edilen ve birbiriyle ilintili dört aşamanın uygulamada ki başarısıyla en aza indirilebilecektir.

Afet yönetimi döngüsünü oluşturan bu dört başlık temelde birbirine bağlı iç içe geçmiş ve biri olmadan diğerlerinin eksik/yarım kalacağı , birbirinden önemli önceliğe sahip unsurlardır. Tüm aşamalar kendi içerisinde büyük öneme haiz olmakla birlikte;‘’Zararları azaltma’’aşamasının ayrı bir yeri vardır. Her türlü afet etkisinin toplumlar  üzerindeki etkilerini azaltmak için  kalıcı önlemleri içermesi ve bu aşamanın muhtemel bir afet öncesindeki  en uzun ve sürekli hazırlıkları kapsaması bakımından önem arz etmektedir. Bu aşamada; risk oluşturacak kentsel gelişimi ve yapılaşmayı engellemek, oluşmuş olan mevcut risklerin ise azaltılmasını sağlamaktır. Doğal tehlikelerin belirlenip mikro bölgeleme haritalarının hazırlanması,başka bir çalışma ile de kentsel risklerin araştırılarak belgelenmesi ve  imar planlarının bunlara uyumlu hale getirilmesi bakımından da bu aşama önemlidir. Zarar azaltmanın kurumsal yapısı,afet yönetimi döngüsünün diğer evreleri  olan hazırlık ,müdahale ve iyileştirme ile karşılaştırıldığında daha dağınık ve  az belirgindir. Bu belirsizliğin başlıca nedeni zarar azaltma çalışmalarının çok sayıda kurumun etki alanı içerisinde dağılmış olmasıdır.

Belirli bir zamana ve duruma yönelik örgütlenmeyi  içermediği için de ilgili kurumlar arasında yoğun bir eşgüdüm gereksinimi  ortaya çıkmaz. Bu nedenle zararları azaltma aşaması afet yönetiminin dört evresi içerisinde en zor anlaşılanı olarak kabul edilir.

Ancak can ve mal değerleri üzerinde afet zararlarını azaltmanın en etkin yöntemi, afet öncesindeki uzun dönemde zarara dönüşecek risklerin ortadan kaldırılmasıdır. Gerekli yetkilerle donatılmış ve sorumlulukları yasal çerçevede tanımlanmış yerel yönetimlerin kapasitelerinin istenen düzeye çıkarılması, gerek zararları azaltma evresinin başarısı,gerekse afet yönetim

i sisteminin etkin olabilmesinin başlıca koşulu olarak kabul edilmektedir. Bu aşama yerleşim yerlerinin mevcut risklere göre seçilmesi ve yapılacak yapıların başta deprem riski olmak üzere tüm risk faktörlerinin olumsuz etkileri hesap edilerek uygun malzeme ve işçikle yapılması,yerel yönetimlerin elinin güçlendirilmesi ve bu aşamada etkin rol almalarının sağlanması sayesinde can ve mal kaybı minimize edilecek ve diğer aşamalar da bu aşamanın sağladığı başarıdan dolayı fazla etkilenmeyecektir. Ne kadar hazırlık yaparsak yapalım zararları azaltma faaliyetlerini yeterince yapmadığımızda can ve mal kayıplarının önüne geçmek mümkün olamayacaktır.

Bir afet sonrasında; ülkemizde meydana gelen can ve mal kayıpları, gelişmiş ülkelere oranla oldukça yüksektir. Bu durum; gelişmiş ve afetler döngüsü unsurlarını kurumsal yapılanmasına yansıtmış ülkelerle kıyaslandığında açık bir şekilde görülmektedir. Örneğin Japonya buna en büyük örneklerden biridir. Türkiye neden afetler konusunda yeterli düzeyde değildir? Bu sorunun cevabını birkaç başlık altında ifade etmek gerekirse:

1-Konuyla ilgili kurumların farklı yönetimler altında bulunması ve bu kurumlar arasında sıhhatli bir eşgüdümün sağlanamamış olması,

2-Afetler konusunu öncelikli sorun olarak görmek istemeyişimizden ve bu sorunu hep ötelemiş olmamız,

3-Afetlere ve onunla mücadeleye bakış açımız; afetler olduktan sonra elden gelen imkanlar ölçüsünde gerekli adımları atmak ,azami can kayıpları,milyarlarca dolar zarar ve ülkemizin gelişmede kaybettiği yılların yanında daha az maliyetle afet öncesi ilgili aşamaları hep göz ardı etmemiz,

4-Yeteri miktarda etkin ve yetkili teknik ve idari personel olmayışından ve olanların da karmaşık yetkiler içerisinde etkin rol alamamalarından,

5-Gerçek ölçütlerde ve devamlılık arz eden tatbiki uygulamaların yapılmayışından,

6-Ağırlıklı bir merkezi yapılanmadan,

7-Yeteri miktarda AR-GE faaliyetlerine önem verilmediğinden,

8-Başa gelen afetlerden gerekli derslerin alınıp yeteri miktarda hazırlık yapılmadığından,

9-Afetle ilgili aileden başlamak üzere gerekli eğitim öğretim ve uygulamaların eksikliğinden dolayı  Ülkemizde daha fazla can ve mal kayıpları yaşanmaktadır.

Türkiye tüm eksikliklere rağmen; afetler konusunun önemini önce kurumsal yapılanmada daha sonra ise topyekün tüm vatandaşlarıyla birlikte hissetmeye başladığında geçmişte yaşanan can ve mal kayıplarını minimize ederek ülkenin gelişme trendini sekteye uğratmayacaktır. Tüm bu çabalar en başta ‘’ zarar azaltma’’ aşamasının iyi anlaşılarak uygulanmasıyla başarıya ulaşacaktır.