17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de merkezi Gölcük olan Richter ölçeği ile 7.4 şiddetinde bir deprem meydana gelmiştir. Kuzey Anadolu Fay Zonunda büyük bir enerji birikmesi sonucu ortaya çıkan deprem 45-50 saniye sürmüştür. Gölcük yakınlarında 17 km. derinlikte meydana gelen  deprem 220 km. uzunluğunda bir segmenti kırmış,deprem sonucunda  Düzce – Akyazı – Sapanca – İzmit – Gölcük – Yalova yönünde yaklaşık 55-60 km.lik bir yırtılma ve 2.60 m. yer değiştirme (fay atımı) meydana gelmiştir. Tüm Marmara Bölgesi’ni etkileyen deprem Ankara’dan İzmir’e kadar Türkiye’nin geniş bir alanında etkili olmuştur. Depremde çok sayıda can kaybının yanında sektörel bazda da ciddi kayıplar yaşanmıştır. Esasen; iç içe ve birbirleriyle ilintili bulunan sektörlerden sosyal sektör, bu depremde en fazla zarar gören sektör olmuştur.

8 Eylül 1999 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı’nın yayınladığı raporda ‘’ Depremin bina ve iş yeri üzerindeki tahribatı da ağır olmuş ve 7 Eylül 1999 tarihi itibariyle tamamlanan hasar tespit çalışmalarına göre yıkık ve hasarlı konut ve işyeri sayısı 86.441’ ulaşmıştır. Ancak çalışmaların halen devam ettiği göz önüne alındığında bu sayıların daha da artması beklenmektedir. Nitekim, Bayındırlık Bakanlığı’nca yapılan belirlemelere göre deprem sonrasında yaklaşık 600.000 kişi evsiz kalmış ve bu amaçla 120.000 civarında yeni konut yapılması gerektiği belirtilmiştir.’’Raporda da bahsedildiği üzere son verilere göre konut ve iş yerlerindeki kayıplar artmış,’’Deprem;66.441 konutun ve 10.901 iş yerinin ağır hasara, 67.242 konutun ve 9.927 iş yerinin orta hasara, 80.160 konutun ve 9.712 iş yerinin hafif hasara uğramasına ve 17.479 kişinin ölmesi, 43.953 kişinin yaralanmasına neden olmuştur.*

8 Eylül 1999 DPT raporunda; mevcut konut ihtiyacına göre gerekli parasal miktarın 4 milyar dolar civarına yükselebileceği öngörülmektedir.

Aynı raporda, eğitim ile ilgili; 267 ilköğretim okulu, 47 lise ve 63 meslek ve teknik lise olmak üzere toplam 377 okul hasar görmüş, bu hasarların telafisi için yaklaşık 20 trilyon TL’ye ihtiyaç bulunduğu vurgulanmıştır.

Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, dispanser ve sağlık ocaklarında, gerek bina gerekse araç gereç ve malzemede meydana gelen hasarların toplam maliyetinin 8 trilyon TL’ye ulaşacağı üniversite hastanelerinde ise bu rakam 3 trilyon TL olacağı öngörüsü de DPT’nin raporunda yer verdiği verilerdir.

Konut, sağlık ve eğitim sektöründe meydana gelen hasarların mali boyutları ve etkileri ülkemizin gelişmesini sekteye uğratmış, sonrasında ki barınma, eğitim alma ve tıbbi yardım konularında yöre halkını ciddi şekilde mağdur etmiştir. Yani, doğrudan etkileri yanında yıllarca devam ede gelen dolaylı etkileri de  ağır sıkıntılar meydana getirmiştir.

İnsanlar etkilenen bölgeden hasardan dolayı kısa süreliğine çadır kentlere yerleştirilmişlerdir. Bu süreçte beklenen; kış mevsimi girmeden , depremzedeleri geçici prefabrik konutlara yerleştirmek ve devlet imkanları ve yerel yönetimlerin katkılarıyla en kısa sürede  kalıcı konutların inşası ve yapılan yeni yerleşim yerleri ve konutları depremzedelere tahsis etmekti. Fakat karşılaşılan sorunlar nedeniyle bu süre uzamıştır.

Depremzedeler, hasar nedeniyle çadır kentlere yerleştirilmiş, yeniden yapılanma sürecinde prefabrik konutlarda barındırılmışlardır.

Yeniden yapılanma sırasında karşılaşılan sorunlar:

- Depremzedelerin, hasarlı ve yarı hasarlı konutlarının bulunduğu mahalden farklı bir yere taşınmak istememeleri,

-Yapılan yardımların (özellikle nakdi), yeniden yapılanma sürecine entegre edilişindeki sorunlar,

- Deprem bölgesine yeniden yapılanma sürecinde kullanılacak yeterli kaynağın aktarılmasında karşılaşılan sorunlar,

-Deprem bölgesinde oluşan güvenlik sorunları,

-Deprem sonrası yaşanan psikolojik travma ve buna bağlı yaşanan sorunlar,

-Yer tespiti, kullanılan inşaat malzemeleri, planlama faktörlerinde yaşanan sorunlar,

-Deprem sonrası kalıcı konutların inşası ve tahsisinde yaşanan sorunlar,

-Depremzedelerin, yerleştirildikleri prefabrik konutlardaki olumsuzluklar ve devlete olan güvenin azalması

-İkmal iaşe, ısınma konusunda ve gelen yardımların dağıtılmasında yaşanan sorunlar,

-Meydana gelen sağlık problemleri ve sonrasında yaşanan sorunlar

-Eğitim ve öğretimde yaşanan problemler,

-Haberleşme,elektrik,su ve altyapı sorunlarının uzun vadede kesin çözüme kavuşamaması.


*Özmen,B.,2000,17 Ağustos 1999 İzmit Körfezi Depreminin Hasar Durumu (Rakamsal verilerle),TDV/DR 010-53,Türkiye Deprem Vakfı,Özet Blm.