1970 Samsun doğumluyum.1988-2003 yılları arasında bir kamu kurumunda görev yaptım. 2003 yılından beri özel sektörde idareci olarak çalışmaktayım.Kamu sektöründe çalışmaya başladığımdan bu yana doğal afetler konusuyla ilgili araştırmalar, incelemeler yapmaktayım. Bu konunun özellikle deprem riskiyle karşı karşıya kalan ülkemizde hep ihmal edildiğini gördüm.Bireysel,toplumsal kurumsal anlamda bakış açısını; afetler ve korunma yolları üzerine yoğunlaştırması gerektiğini düşünüyorum. Saygılarımla... 17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de merkezi Gölcük olan Richter ölçeği ile 7.4 şiddetinde bir deprem meydana gelmiştir. Kuzey Anadolu Fay Zonunda büyük bir enerji birikmesi sonucu ortaya çıkan deprem 45-50 saniye sürmüştür. Gölcük yakınlarında
8 Eylül 1999 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı’nın yayınladığı raporda ‘’ Depremin bina ve iş yeri üzerindeki tahribatı da ağır olmuş ve 7 Eylül 1999 tarihi itibariyle tamamlanan hasar tespit çalışmalarına göre yıkık ve hasarlı konut ve işyeri sayısı
8 Eylül 1999 DPT raporunda; mevcut konut ihtiyacına göre gerekli parasal miktarın 4 milyar dolar civarına yükselebileceği öngörülmektedir.
Aynı raporda, eğitim ile ilgili; 267 ilköğretim okulu, 47 lise ve 63 meslek ve teknik lise olmak üzere toplam 377 okul hasar görmüş, bu hasarların telafisi için yaklaşık 20 trilyon TL’ye ihtiyaç bulunduğu vurgulanmıştır.
Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, dispanser ve sağlık ocaklarında, gerek bina gerekse araç gereç ve malzemede meydana gelen hasarların toplam maliyetinin 8 trilyon TL’ye ulaşacağı üniversite hastanelerinde ise bu rakam 3 trilyon TL olacağı öngörüsü de DPT’nin raporunda yer verdiği verilerdir.
Konut, sağlık ve eğitim sektöründe meydana gelen hasarların mali boyutları ve etkileri ülkemizin gelişmesini sekteye uğratmış, sonrasında ki barınma, eğitim alma ve tıbbi yardım konularında yöre halkını ciddi şekilde mağdur etmiştir. Yani, doğrudan etkileri yanında yıllarca devam ede gelen dolaylı etkileri de ağır sıkıntılar meydana getirmiştir.
İnsanlar etkilenen bölgeden hasardan dolayı kısa süreliğine çadır kentlere yerleştirilmişlerdir. Bu süreçte beklenen; kış mevsimi girmeden , depremzedeleri geçici prefabrik konutlara yerleştirmek ve devlet imkanları ve yerel yönetimlerin katkılarıyla en kısa sürede kalıcı konutların inşası ve yapılan yeni yerleşim yerleri ve konutları depremzedelere tahsis etmekti. Fakat karşılaşılan sorunlar nedeniyle bu süre uzamıştır.
Depremzedeler, hasar nedeniyle çadır kentlere yerleştirilmiş, yeniden yapılanma sürecinde prefabrik konutlarda barındırılmışlardır.
Yeniden yapılanma sırasında karşılaşılan sorunlar:
- Depremzedelerin, hasarlı ve yarı hasarlı konutlarının bulunduğu mahalden farklı bir yere taşınmak istememeleri,
-Yapılan yardımların (özellikle nakdi), yeniden yapılanma sürecine entegre edilişindeki sorunlar,
- Deprem bölgesine yeniden yapılanma sürecinde kullanılacak yeterli kaynağın aktarılmasında karşılaşılan sorunlar,
-Deprem bölgesinde oluşan güvenlik sorunları,
-Deprem sonrası yaşanan psikolojik travma ve buna bağlı yaşanan sorunlar,
-Yer tespiti, kullanılan inşaat malzemeleri, planlama faktörlerinde yaşanan sorunlar,
-Deprem sonrası kalıcı konutların inşası ve tahsisinde yaşanan sorunlar,
-Depremzedelerin, yerleştirildikleri prefabrik konutlardaki olumsuzluklar ve devlete olan güvenin azalması
-İkmal iaşe, ısınma konusunda ve gelen yardımların dağıtılmasında yaşanan sorunlar,
-Meydana gelen sağlık problemleri ve sonrasında yaşanan sorunlar
-Eğitim ve öğretimde yaşanan problemler,
-Haberleşme,elektrik,su ve altyapı sorunlarının uzun vadede kesin çözüme kavuşamaması.
*Özmen,B.,2000,17 Ağustos 1999 İzmit Körfezi Depreminin Hasar Durumu (Rakamsal verilerle),TDV/DR 010-53,Türkiye Deprem Vakfı,Özet Blm.