Uzmanlardan Makaleler - http://www.emakale.com
Talabani: Nereden Nereye ?
http://www.emakale.com/articles/2020/1/Talabani-Nereden-Nereye-/Sayfa1.html
Muzaffer Deligöz
Kastamonu Lisesinden 1960 da mezun oldum. Hayalim Pilot olmaktı bize Ankara Hukuk Fakültesinde okumak nasip oldu. Hukukta iken gazeteciliğe merak saldık 1960 İhtilalinin Generalleriyle çatışınca da soluğu Cezaevinde aldık, akıllansın diye 3 ay davamıza bakmadılar. Tahliye olunca, paşalar bizi askere sevk ettirdiler. Yd. Sb Öğretmen olduk askerlik sonu Ank. İlahiyat Fak okuduk 1966 da mezun olduk. Çeşitli gazete ve dergilerde 45 yıldır çalışıyorum. Yazılarım http://muzafferdeligoz.blogcu.com da çıkıyor 
Yazan Muzaffer Deligöz
Yayın tarihi 03/11/2008
 
ABD'nin işbirliği ile Irak'a Cumhurbaşkanı olan Talabani'nin geçmişini öğrenmek ister misiniz ? Lütfen Okuyun..

Talabani çetecilikten geldi..

CELAL TALABANİ, Bağdat Hukuk Fakültesini birincilikle bitirmiş meşhur bir Avukattı. 1959 da Abdulkerim Kasım'ın sağladığı ortamda (DEMOKRATİK KÜRDİSTAN PARTİSİ) ni kuran Talabani böylece siyasete girmiş oluyordu. Partinin siyasi görüşü Kürtcülüğe dayalı Sosyalist fikriyata dayanıyordu.

Celal Talabani, TALABANİ aşiretindedir. Bu aşiret Sünni ve Sofi bir yapıya sahipti. Talabani’nin Sosyalist ve Irkçı görüşlerini hiçbir zaman kabul etmediler ve kendisini siyasi çalışmalarında desteklemediler.  Zaten Talabani bir müddet sonra Demokratik yolla muvaffakiyet sağlayamayacağını anladığından, Devlet’e karşı kanun dışı eylemlere başlamıştı.  Bu eylemlerinde de Talabani Aşireti Avukat Celal’e destek vermedi.

Irak’ta Kürt Hareketleri 2. Dünya Harbi öncesi 1938 yılları civarında MOLLA MUSTAFA BARZANİ ile başlar.  Mücadelesinde başarılı olamayan Barzani, Dünya Harbi sırasında aşiretinden 3.000 kişi ile birlikte Rusya’ya kaçtı.

Rusların yanınmda Almanlara karşı savaşan Barzani’ye (RUS GENERALİ) rütbesi verildi. Harp sonrası 1946 yılında İran’ın Kürtlerle meskün (MAHABAT) bölgesinde Rusların da yardımı ile bir Kürt Devleti kuruldu. Devlet Başkanlığına KADI AHMET getirildi ve hükümet teşkil edildi. Bu devlet ancak 6 ay devam edebildi. Rusların yardımını çekmesi üzerine İran Bölgeyi işgal ederek, KADI AHMET ve 12 arkadaşını idam etti.  Böylece ilk Kürt Hareketi söndürülmüş oldu. Barzani de tekrar Rusya’ya kaçtı.

1958 yılına kadar Rusya’da kalan Barzani, IRAK Devrim Hareketi’nin çıkardığı af üzerine ülkesine döndü. Abdulkerim Kasım bu af ile hususen Barzani’nin dönmesini istiyordu.  İstediği de oldu. Rusya’da bulunan Barazani taraftarı Kürtler geri gelerek Bağdat’ta iskan edildiler. Barzani de Bağdat’a yerleşti.

Daha önce Rusya’ya gitmeyen Barzani aşiretinin bir kısım mensupları ile yine bir Kürt aşireti olan ZİBARİ’ler arasında zaman zaman çarpışmalar meydana geliyordu. Barzani, Abdulkerim Kasım’dan izin alarak bu anlaşmazlıkları önlemek üzere Kuzey Irak’a gitti, oraya yerleşti.  Bu sırada Irak’taki  Demokratik Hareketler de oluşmaya başlamıştı. CELAL TALABANİ’nin çıkışı işte bu sıraya rastlar. (1959)

Bütün Dünya’da Molla Barzani Kürtcülük Hareketinin Lideri olarak tanındığından;  Celal Talabani, Molla Mustafa  Barzani’ye giderek beraber çalışmayı teklif etti.

Talabani’nin Parti kurması ile birlikte Irak’taki bütün Kürt entellektüeller bu partiye girmişlerdi. Bunun sebebi de, 1958 e kadar Irak’ta Kürt-Arap ayrımı yoktu. Hatta Irak’ın 14 Valisinden 6-7 si Kürt asıllı idi.  Ayrıca, Ordu içinde her rütbeden askerler  vardı.  En yüksek Kumandanlar arasında Kürt ve Türkleri görmek mümkündü.

1958 den itibaren devletin Arap ırkçılığını esas alması sonucu, Devlet dairelerinde görev verilmesi sırasında Arap olup olmadığına bakılmaya başlanıldı. Devlet dairelerinden çıkarılan Kürt Münevverleri bu sebeple Talabani’nin Partisine girmeye başladılar.

Bunların Molla Barzani’nin Liderliğinde birleşmeleri ile hareket kuvvetlendi. Bu arada çete savaşlarına başlamışlardı. Hükumet kuvvetleri ile giriştikleri çete savaşlarında güçlerini göstermeye de başladılar. Hükumet güçleri, Kürtcülük Hareketine yardım etsin-etmesin birçok köyü yaktı-yıktı. Birçok masum insan öldü. Bu haksız durum, bölgede Kürt Hareketini desteklemeyenleri de hareketin içine soktu.

Irak’ın bölgedeki Arapları kışkırtmalarına misilleme olarak İran da Kürtlere yardım etti. Hükümet kuvvetlerine karşı girişilen hareketlerde Celal Talabani çok muvaffak oldu.O’nun yönettiği hareketler en az zayiatla ve muvaffakiyetle bitirildi. Bu da O’nun şöhretini artırdı. Hitabetinin ve ikna kabiliyetinin iyi olması sebebiyle birçok lideri etrafına topladı. Halk arasında efsane şahıs haline geldi. Hatta, Kürt kadınları en güzel elbiselerine (Mam Celal – Celal Amca) ismini veriyorlardı.

1963 de Baas İhtilali olunca, Kürtlerle anlaşma yapıldı. Toplantıların tamamında Kürtleri Celal Talabani temsil etti. Yapılan anlaşma sonucu, Irak bir kanun ile Kürt Bölgesine kısmi özerklik verdi.  Bu ancak bir yıl devam etti. Baas Partisi bu kanunu iptal etti, bölgedeki hakimiyetini sürdürmeye karar verdi.

Bu sırada, Kürt Hareketinin gayeleri ve idaresi konusunda Molla Barzani ile Celal Talabani’nin arası açıldı. Talabani, Kürtlerin Irak’tan ayrı Müstakil Kürt Devleti kurmalarını istiyordu. Tabii bu Devletin yapısı Sosyalist Rejime dayalı olacaktı.  Bunu sağlamak için de Irak Komünist Partisi ile işbirliğine gidilmesini istiyordu. Molla Mustafa Barzani ise, çevredeki bütün devletlerin Müstakil Kürt Devletinin kurulmasına izin vermeyeceklerini, bu sebeple en iyi yolun Irak Devleti içinde özerk bir Kürt Bölgesi olarak kalmak olduğu yolunda idi. Kendisi Hafız olan Molla Barzani, Komünist ve sosyalist rejim esasını kabul etmiyor; daha önce kendisinin bulunduğu Rusya’dan örnekler vererek Müstakil Kürt Devleti fikrini reddediyordu.

Bu fikir ayrılığı sebebiyle Celal Talabani Iran’a gitmek zorunda kaldı. Bir süre sonra Talabani Irak Baascıları ile anlaşarak Bağdat’a geri geldi. Yanındaki Kürt güçleri, Baascılarla birlikte  Molla Barzani’ye karşı savaşmaya başladılar. Böylece Kürt Hareketi ikiye bölünmüş  oldu. Bu durumdan istifade etmek isteyen Irak Baas Partisi Talabani’den kurtulmak için O’nu öldürmek istedi. Hatta yanındakilerden bazıları öldürüldü. Talabani de tekrar Molla Barzani ile birleşmek zorunda kaldı (1970)

1975 yılları civarında Kürt Hareketinini tekrar canlılık kazandığını görüyoruz. Hatta hükümet kevvetlerini yenebilecek hale geldiler. Yapılan bir çatışmada 3 Irak Tugayı Kürtler tarafından muhasara edildi. Bu durumdan istifade eden Irak rejim muhalifleri Baas’a saldırmaya başladılar. Baas iktidarı yıkılmakla karşı karşıya kaldı.

Herkesin Baas iktidarının günlerini saymaya başladığı bir sırada  Saddam Hüseyin diğer Arap ülkelerinin de yardımı ile Kürtleri destekleyen İran Şahı ile Cezayir’de biraraya geldi.(1975)  Saddam Hüseyin’in Cezayir havaalanında  bütün arap liderlerinin önünde İran Şahının elini ve dizini öpmesi ile başlayan görüşmelerde Irak büyük tavizler vererek Kürt Hareketinin desteklenmesini önledi. Irak-İran savaşının sebebi olarak gösterilen Şattul Arap Bölgesi bu anlaşma ile İran’a bırakıldı. İran-Irak arasındaki bütün sınır ihtilafları İran lehine sonuçlandırıldı. Irak’ta bulunan İran’lı Arap liderlerin iadesini Saddam kabul etti.  Bütün bunlara karşılık İran Şahı, Kürt Hareketini desteklememeyi vadetti.  Neticede Irak ordusu Kürt muhasarasından kurtulduğu gibi, çok büyük bir miktarda Kürt askerini de esir aldı. Molla Mustafa Barzani de etrafı ile birlikte 1981 yılında öldüğü ABD ne göçetti. Baas Partisi bir kısım kürtleri affetti, bir kısmını idam etti. Kürt halkının büyük kısmını da Güney Irak’ta mecburi  iskana tabi tuttu. Kürtlerden kalan yerelere de Arapları yerleştirdi. Böylece bölgede çok az bir Kürt kaldı.

İran-Irak harbi sırasında Talabani gizlice Irak’a döndü. Kürt Hareketini geliştirmek istedi. Ancak, bölgede kalan kürtlerden beklediği yardımı göremedi. Yine de faaliyetlerine devam etti.  Bu hareketi tamamen silmek isteyen Saddam, İran saldırıyormuş gibi gösterip, Irak uçakları ile Kürt köylerini bombalıyordu.  1987 yılında Süleymaniye şehrindeki Şeker Fabrikasını bombalamak isteyen 2 uçaktan biri düşürülünce  Saddam’ın oyunu anlaşıldı.  1988 de Türkiye’ye PKK merkezleri diye sivil hedefleri göstererek bombalatmak istedi. Ancak, Türkiye bunun farkına vardı Bir daha Saddam’a inanmadı. Bu hadiseler Talabani’ye yardımcı olmayan bölgedeki Kürtleri de harekete yaklaştırdı.

Irak’ın Halepçe Kazası yıllardır ilim merkezi olarak tanınır. Burada bulunan 85 caminin imamı 250 yıllık bir gelenege uyarak her biri 20-25 talebe yetiştirmekle uğraşırlar.  Bu talebeler, Irak yanında Türkiye ve İrandaki Kürtlerin dini hizmetlerini görmek üzere gönderilirler. Burada Mollalara verilen dersler yalnızca dini konulardadır. Bu mollaların çevredeki nüfuzu çok büyüktür.

Halepçe Mollaları,  Barzani ve Talabani'nin kürtcülük hareketlerine hiçbir zaman destek vermediler. Onlar yalnızca dini hizmetlerde bulunmayı tercih ediyorlardı. Bu sebeple de Sosyalizmi ve Kürt ırkçılığını olduğu kadar Arap ırkçılığına dayanan Baas Partisini de tasvip etmiyorlardı. Bu durum Baas rejimini oldukça rahatsız ediyordu. Saddam bunları ortadan kaldırmak için bir plan hazırladı: Bölgeye İran askerleri gelmiş gibi göstererek Halepçe’ye saldırdı. ŞEYH OSMAN  başkanlığındaki Mollalar durumu anlayınca Irak kuvvetlerine karşı direnmek istedi. Muvaffak olamayacağını anlayan Irak rejimi Gaz Bombası kullanarak, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 5.500 kişinin ölümüne sebep oldu.

Halepçe’den İran’a kaçan mollalar orada (El Hareketi İslami fi Kürdistan-il Irak) adıyla bir teşkilat kurdular. Ancak, bölgedeki Kürtlerin büyük bir kısmı Türkiye’ye sığındı. Bu sırada bütün Arap ülkeleri Irak’ı destekliyorlardı. Hiçbir Arap ülkesinden itiraz yükselmedi. Hatta, BM de konunun görüşülmesine Irak’ın iç meselesi olduğu gerekçesi ile Arap Birliği karşı çıktı. İran savaşı boyunca da başta S.Arabistan olmak üzere bütün Arap ülkeleri Irak’ı para ve malzeme vererek desteklediler.

Irak’ın Kuveyt’e sadırısı sırasında Talabani ve Kürt hareketi yine ön saflarda görünmeye başladı. Bilhassa İngiltere’nin desteği ile hareket eden Talabani, ABD ni de yanına almayı başardı. Irak’ı içerden vurabileceklerini iddia ederek siyasi ve maddi büyük yardımlar aldı. Yıllardır hayalinde olan (Müstakil Kürt Devleti) fikrinden vazgeçerek (Özerk Kürt Bölgesi) fikrini kabul ettiğini belirtmeye başladı. Bu yolda ABD ve İngiltere tarafından istenilen çalışmaları yaptı. Şam’da ve Paris’te Irak Muhalefetini topladı. S.Arabistan’a giderek Suudi yetkililerle görüşmelerde bulundu. Yıllardır sosyalist olmasını istediği Kürtcülük hareketine yeni bir veche vermeye çalıştı.

Amerika'nın işgalinden sonra meydana gelen olaylara bakarak Talabani’nin ne derecede muvaffak olduğuna karar verebiliriz…

Muzaffer Deligöz
Gazeteci-Yazar
muzafferdeligoz@ena-ajans.com