Günümüzde insanlar için en önemli unsurun saÄŸlık olduÄŸu kabul edilmiÅŸtir. Hatta “ her ÅŸeyin başı saÄŸlık “ denilerek saÄŸlığın insan için ne kadar önemli olduÄŸu vurgulanmıştır. İnsan saÄŸlığı, kiÅŸilerin tükettiÄŸi gıdalar ve yaÅŸadığı ortamla doÄŸru orantılıdır. Bu yüzden saÄŸlıklı bir yaÅŸamdan bahsedebilmek için; tıbben insan saÄŸlığına zararı tespit edilmiÅŸ her türlü kimyasal girdileri ve yaÅŸadığımız ortamı yaÅŸanmaz hale getirebilecek her türlü olumsuz faktörleri ortadan kaldırmalıyız. Özellikle henüz hala alternatifi bulunamayan ve yaÅŸamanın koÅŸullarından olan beslenmenin ana maddesi olan gıdaları tüketirken çok dikkatli olmalıyız. Gıda tüketirken kimyasal zararlı ilaçlardan ve diÄŸer zararlı bileÅŸenlerden arınmış olmasına dikkat etmeliyiz.

İnsanın vazgeçilmezlerinden birisi de tabiî ki sudur. Hatta en önemlisi sudur. Peki, bu olmazsa olmazımız bugün ne durumdadır hiç merak ettiniz mi? Durumun hiç iç açıcı olmadığını baÅŸtan belirtmek isterim. Bugün ülkemizde yaygın bir ÅŸekilde uygulanan tarım metodu Konvansiyonel Tarım Metodudur. Yani kimyasal maddelerin ve zirai ilaçların en çok kullanıldığı bir tarım metodudur. Tamam, belki de bu metodun amacı bizim bitmeyen ve tükenmeyen gıda ihtiyacımıza yanıt vermektir. Ama bunu bize verirken bizden nelerimizi aldığını hiç düÅŸündünüz mü? Öncelikle uÄŸruna savaÅŸlar bile yapılabilen en önemli deÄŸerlerimizden suyumuzu almaktadır. Tarımda kullanılan kimyasal ve zirai girdiler çeÅŸitli durumlarla karşılaÅŸarak yeraltı su kaynaklarımıza ulaÅŸmaktadır. Bu ulaÅŸma, toprak ve ürünler üzerindeki kimyasal atıkların yağışlarla toprak altına sızarak su kaynaklarımıza karışmasıyla birlikte doÄŸrudan da yeraltı su kaynaklarımıza ve içme sularımıza karışması mümkündür. Bunun yanında bilinçsizce ve savurganlıkla kullanılan suyun durumu vahimdir. Çünkü su, yenilenemeyen kaynaklarımızdandır. Bu yüzden her gün her alanda en önemlisi içme suyu olarak kullandığımız su, saÄŸlığımızı tehdit etmektedir.

 

Konvansiyonel tarım metodunun bizden almaya çalıştığı önemli hususlardan birisi de saÄŸlığımızdır. İnsana en saygısız tarım metodudur bence. Çünkü bizim hayatta kalmamız ancak ve ancak saÄŸlıklı olmamızla baÄŸlantılıdır. Fakat bu metot bizi adeta yok sayıyor.

 

Konvansiyonel üretim metodu yalnız insanları deÄŸil, tüm ekosistemi tehdit etmektedir. Hayvanlara olan zararı da göz ardı edilemez. Uygulanan alan üzerinde zararlı kalıntılar bırakan bu metot hayvanların ölümüne neden olabilmektedir. Ayrıca çevreyi olumsuz etkilemektedir. Ya hala bir tarım ülkesi olan Türkiye ‘nin vazgeçilmezleri arasında bulunan Toprağının bu metotla birlikte katledilmesine ne diyeceksiniz. ToraÄŸa uygulanana kimyasal ilaçlar, zamanla toprağın yapısını bozarak verimsizleÅŸmesine neden olmaktadır. Hatta ileriki dönemlerde toprağın iÅŸlev görmemesine de neden olmaktadır. Yenilenemeyen kaynaklarımızın içinde bulunan Topraklarımıza yapılan bu muamele, ileride gıda sıkıntısı çekeceÄŸimizi düÅŸündürmektedir.          

 

Dünyamızı ve Tüm Canlıları Kurtaracak Olan Felsefe… “ ORGANİK TARIM “

 

Bugün tarımda kullanılan kimyasal ilaçların ve gübrelerin insan saÄŸlığına olan zararları bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bunun yanında bu maddelerin, doÄŸal kaynaklarımızı ve çevremizi kirlettiÄŸi de bilinmektedir.

 

Bugün ağırlıklı olarak uygulanan tarım metodu “ fazla ürün elde etme “ anlayışına sahiptir. Buyüzden insan saÄŸlığı ikinci plana itilmiÅŸtir. İnsanlar yok sayılmakta, çevre ve doÄŸal kaynaklarımız yok sayılmakta, gelecek nesil kimsenin uÄŸrunda deÄŸil, yenilenemeyen kaynaklarımız haince kullanılıyor… Bu gibi durumların hâkim olduÄŸu dönemlerde bulunmaktayız. Bu durumların vahim olduÄŸunu fark eden milletler hemen harekete geçerek “ ORGANİK TARIM “ felsefesini öne atmışlardır. Bu felsefeye göre, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doÄŸal denge yeniden kurulmaya çalışılacaktır. Bu yapılırken de;  insan ve çevreye dost olarak, kimyasal tarım ilaçları, hormonlar ve mineral gübreler yasaklanarak bir metot geliÅŸtirildi. Organik Tarım “ fazla ürün elde etme “ anlayışının dışında “ üründe kalite “ anlayışının mensubu olmuÅŸtur.

 
Organik Tarım, insan dostu, çevre dostu ve insan saÄŸlığına saygılı bir tarım metodudur. Buyüzden, Organik Tarım, bu felsefeyi algılayan insanlar tarafından hemen benimsenmiÅŸ ve desteklenmiÅŸtir.

 

Organik tarım, bir tarım metodunun dışında iyi bir yaÅŸam felsefesi de olmuÅŸtur. DoÄŸallığı, kaliteyi, güvenirliliÄŸi, temiz bir çevrenin olması gerektiÄŸini ve geleceÄŸimizi teminat altına alınmasının gerektiÄŸini benimsemiÅŸ insanlar Organik Tarımı her hareketlerine yansıtmaya çalışmışlardır ve bu felsefeyi yaÅŸamlarıyla baÄŸdaÅŸtırmayı istemiÅŸlerdir. Organik tarımı hem felsefi hem de metotsal olarak destekleyen toplumlar organik tarımın geliÅŸmesine büyük katkı saÄŸlamışlardır.

 

Organik Tarım gereklilikten ortaya çıkmıştır ve ekosistemi kurtarıcı bir görev üstlenmiÅŸtir. Bugün çok hızlı bir ÅŸekilde yayılan Organik Tarım, performansını tüm milletleri yakından ilgilendiren amaçlarına borçludur.

 

Organik Tarımın Hedefledikleri…

 

Her hareket bir amaca yöneliktir. Organik tarımın da bazı amaçları vardır. Bunlar;

 

  • Toprak erozyonunu önlemek,
  • Su kalitesini korumak,
  • Enerji tasarrufu yapmak,
  • Kimyasalların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak,
  • Çiftçilerin ve tarımsal iÅŸletmelerde çalışan insanların saÄŸlığını korumak,
  • Küçük çiftçilere yardım etmek,
  • Daha nitelikli ürün elde etmek,
  • Gelecek nesilleri korumak amaçları güdülür.

Organik Tarım üretim metodunun bu amaçlara yönelik olduÄŸunu bilen toplumlar hemen bu metodu savunarak Organik Tarım camiasına katılmışlardır. Amaçları ve avantajlarıyla göz kamaÅŸtıran Organik Tarım felsefesi biranda Dünya Felsefesi haline geldi. Çünkü kimsenin itiraz edemeyeceÄŸi gerekçeleri savunarak ekosistemin yeniden kazanılmasında samimi ve güvenilir bir yol izlemeyi hedeflemiÅŸtir. Organik Tarım; metoduyla, sistemiyle, güvenilirliÄŸiyle, samimiyetiyle insanları etkilemeyi baÅŸarmıştır. Çünkü yukarıda bahsettiÄŸimiz organik tarımın amaçları tüm dünyayı çok yakından ilgilendiren konulardan meydana gelmektedir. Bu amaçları gerçekleÅŸtirmeyi hedefleyen sisteme büyük destek verilmesi gerekir. Bana göre Organik Tarım hakkında bilinçlenmek ve bu felsefeyi anlamak da bir destektir. Organik Tarım hakkında bilgi sahibi olmuÅŸ bir kiÅŸinin herhangi bir ortamda konuyla ilgili bilgi vermesi Organik Tarımın yayılmasına yardımcı olacaktır. Organik Tarım hakkında bilgisi olan kiÅŸilerin yeri geldiÄŸinde konuÅŸmaları gerekmektedir. Çünkü bu dünya hepimizindir. Ölene kadar içerisinde yaÅŸayacağımız bir ortamın geleceÄŸi tehlikeye düÅŸmüÅŸse hep beraber hareket edip kurtarmamız icap eder. EÄŸer saÄŸlığımızı tehdit eden bir ÅŸeyler varsa bu ÅŸeyleri ortadan kaldırmaya çalışmak yine bizlere düÅŸer. EÄŸer bizden geçti diyorsanız en azından gelecek nesiller için bir ÅŸeyler yapalım. Çünkü gelecek nesillere kötü yaÅŸam koÅŸulları bırakmaya hakkımız yok.

 

Organik Tarım YaÅŸam Felsefesine katılmamız için hiçbir ön koÅŸul gerekmemektedir. Din, ırk, renk, millet, cinsiyet, mezhep… gibi bir ayrım söz konusu deÄŸildir. Çünkü bugün içinde bulunduÄŸumuz ortam saÄŸlığımızı tehdit etmektedir ve tüm dünyayı ilgilendirmektedir. Ayrıca hatalı yapılan tarımsal uygulamalarla ileride içerisinde yaÅŸanmaz hale gelen bir dünya meydana gelecektir. Buyüzden tüm dünya milletleri Organik Tarımın hızlı yayılması ve uygulanması için destek vermeleri gerekir. Tarım politikaları Organik Tarım üzerine kurulmalı ve son sürat çalışmalar baÅŸlamalıdır. Türkiye dâhil olmak üzere birçok ülke Organik Tarıma hızla geçmektedir. Tüm dünya ülkelerinin organiÄŸe geçiÅŸ yapmaları için ülkenin karar mekanizmalarının hızlı çalışması ve zaman kaybetmeden organik tarım lehine karar alıp uygulamaya geçmeleri gerekir.

 

Organik Tarım Bir DEVRİMDİR!

 

Dünya tarihinde devrimler ve darbeler çoÄŸunlukla kanlı olaylara, büyük ekonomik ve toplumsal çöküÅŸlere, bunlarla birlikte toplumları hep geriye ve zarara götürmüÅŸtür. Bugün dünyada devrim ve darbe olayları istenmeyip sürekli zararlarından bahsedilmektedir.  Bugün yaÅŸama standartlarımızı zorlayan, saÄŸlığımızla ve bizi ilgilendiren her ÅŸeyle dalga geçip bizi yok sayan konvansiyonel Tarım Metodu artık tahammül edilemeyecek kadar haddini aÅŸmıştır. Bütün bu olumsuzlukları gözden geçirdim ve karar verdim. Ben bir DEVRİMCİ olmalıyım. Yıllarca bize zarar veren, kimyamızı bozan Konvansiyonel Tarım Metodunun hakim olduÄŸu kurulu düzeni bozma çalışmaları yapmalıyım. Bir DARBE de ben vurmalÄ

±yım.

 

Tarımda Organik Tarımın baÅŸlamasıyla bir devrim meydana gelmiÅŸtir. Bu DEVRİM ‘in amacı; insan haklarını savunmak, doÄŸal dengeyi korumak ve eski zararlı tarım metoduna DARBE vurmaktır. Bütün bu düÅŸünceler tekrar tekrar gözden geçirildi ve kurulu düzenin yıkılmasına karar verilmiÅŸtir. Tarihte neredeyse ilk defa bir DEVRİM ve DARBE olayları zararla son bulmuyor. Çünkü DEVRİM neredeyse tüm dünyanın desteÄŸiyle yapılıyor. Sebep; ömür gittikçe kısalıyordu, sebebi bilinemeyen ölümler artıyordu, gıdalardan gerçek tat alınamıyordu, kolay hastalanılıyordu, çevre aşırı kirleniyordu, yeraltı kaynaklarımız zarar görüyordu, küresel ısınmaya olumsuz etki yaratılıyordu. Ve bunlar gibi birçok sebep vardı.

 

Devrim için gerekli gerekçeler vardı. Örgütler, dernekler ve çeÅŸitli kurum ve kuruluÅŸlar oluÅŸturuldu. Bununla birlikte hızlandırılmaya baÅŸlandı. Her ÅŸey; saÄŸlıklı yaÅŸamak, uzun ömürlü olmak, temiz bir çevreye sahip olmak, doÄŸal kaynaklarımızın ömrünü uzatmak, yaÅŸam kalitesini arttırmak ve gelecek nesilleri teminat altına almak gibi amaçlar içindi. Åžimdi bu Organik Tarım Felsefesinin arkasında koca bir dünya yer alıyor. Ve ÅŸimdi neredeyse herkes tarafından desteklenen Organik Tarım, çok hızlı bir ÅŸekilde faaliyet göstermeye devam etmektedir.

 

Organik Tarım ve Güvenilirlik

 

Organik Tarım bugün dünyada uygulanan tarım metotlarından en güveniliridir. Çünkü bir ürünün organik ürün özelliÄŸi taşıyıp taşımaması büyük titizlikle denetleniyor. Organik tarımın en can alıcı özelliÄŸi kayıt tutma ve kontrollere baÄŸlı sertifikalamadır. Bir organik ürünün tohumdan hasada kadar hatta depolamadan pazarlamaya kadar her aÅŸaması kontrol edilmektedir. Bu kontroller Tarım Bakanlığına baÄŸlı organik tarım kontrol ve sertifikasyon kuruluÅŸlarıdır. Bunlar yerli ve yabancı orijinli olmaktadır ve müteÅŸebbislerin her uygulama aÅŸamalarını kayıt altına almaktadırlar. Üretilen ürünlerin organik ürün kriterlerine uygunluÄŸu laboratuar ortamında çeÅŸitli testler yapılarak onay verilmektedir. Bu testlerin sonucunda bir ürün organik ürün unvanını alabilmesi için, üretiminde hiçbir kimyasal girdi veya yasaklanmış gübre çeÅŸidi kullanılmaması gerekmektedir. Tamamen doÄŸal yollarla ve doÄŸal bitki koruma yöntemleriyle üretilmesi gerekmektedir. Hormon uygulamaları Organik Tarımın yasakları arasındadır.

             
Organik ürünün taklitlerinin yapılmasına izin vermemek ve “organik”  kelimesinin anlamına yakın olan doÄŸal, ekolojik gibi kelimelerin kullanılmasıyla insanları yanıltmaya izin vermemek için Organik Ürün Logosunun bulanması zorunlu hale getirilmiÅŸtir. Ve bunun yanında ilgili kontrol ve sertifikasyon kuruluÅŸunun da adı ve logosunun bulunması zorunlu hale getirilmiÅŸtir. Organik Ürün Logosu olmayan hiçbir ürün Organik Ürün deÄŸildir. Bir ürünün Organik Ürün olabilmesi için kesinlikle logo ve yetkili kuruluÅŸlarınca denetlenmiÅŸ olduÄŸu belirtilmiÅŸ olmalı. Aksi taktirde organik ürün olmaz.

 

Organik üretimdeki bu tür uygulamalar tüketicilerin Organik Tarıma olan güvenilirliÄŸini arttırmaktadır. Yani ürün organik ürünse kesinlikle doÄŸal, hijyenik ve saÄŸlıklı bir gıdadır. Çünkü Organik Tarım hiçbir ÅŸekilde sahtekârlığa ve ürünün doÄŸal olmayan yollarla üretilmesine izin vermemektedir.   Yani Organik Tarım ÅŸunu diyor; ya organik ürün üreteceksin ya da üretmeyeceksin. Organik ürüne yakın bir ifade kesinlikle organik ürün olarak kullanılamaz. Organik sertifika verilmeyen bir ürün de kesinlikle organik ürün olamaz.

 

Hiçbir kimyasal girdi kullanmadan üretim yapan bir kimse organik tarım yapmış olmaz. Organik tarım dedelerimizin yaptığı bir tarım ÅŸekli deÄŸildir. Çünkü organik tarımda kayıt tutma, kontrol etme ve sertifikalandırma esastır. Ben ÅŸu zamana kadar hiçbir dedemin veya atamın kayıt tuttuÄŸunu ve ilgili kuruluÅŸlarca kontrol ve sertifika iÅŸlemlerini gördüÄŸünü duymadım. Her ne olursa olsun ¸her ne kadar doÄŸal üretildiÄŸi iddia edilirse edilsin kesinlikle organik Tarım YönetmeliÄŸine uygun bir üretim ÅŸekli izlenmelidir.

 

Organik Tarımın Küresel Isınmayla İliÅŸkisi


Günümüzde en önemli çevre problemlerinden birisi olarak deÄŸerlendirilen iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi problemi, genel olarak yenilenemeyen doÄŸal kaynakların yakılması sonucu oluÅŸan sera gazları (CO2, CH4, N20) emisyonlarının atmosferde birikmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Tarımsal faaliyetler sonucu da sera gazları oluÅŸtuÄŸu bilinmektedir. Nitekim dünya genelindeki toplam sera gazları emisyonları içindeki tarımsal kaynaklı emisyonların oranı %20 civarındadır (OECD, 2001).

Tarımsal faaliyetler küresel ısınmayı arttırmakta, küresel ısınma da tarımsal alanlardaki üretim ve verim üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Karasal iklim görülen alanlarda, daha yüksek oranda toprak tuzluluÄŸu, erozyon ve çölleÅŸme problemleri görülmekle ve bu alanlarda ekstrem hava ÅŸartları daha sık bir ÅŸekilde ortaya çıkmaktadır. bu faktörler tarımsal verimlilik üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. İklim deÄŸiÅŸiklikleri, tarımsal faaliyetler üzerinde doÄŸrudan etkili olduÄŸu için, çevresel etkileri daha az olan tarımsal metotların kullanılması, günümüzde bir zorunluluk haline gelmektedir. Organik tarım, ekosisteme, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi etkilerine karşı daha dayanıklı olabilme özelliÄŸini kazandırmakta ve tarımsal kaynaklı sera gazlarının oluÅŸumunu azaltıcı tedbirleri içermektedir (FAO, 2002). Kyoto protokolünde yer alan Karbon Havuzu kavramı, organik tarım yöntemi sayesinde kısmen de olsa gerçekleÅŸebilmektedir. Organik tarım sisteminin, küresel ısınmaya yol açan CO2, CH4, N2O emisyonlarının oluÅŸumu üzerindeki etkileri, aÅŸağıdaki bölümlerde özetlenmiÅŸtir.

DoÄŸal ormanların ve bitki örtüsünün her geçen gün tahrip edilerek tarımsal amaçlı olarak kullanılması sonucu dünya üzerindeki toplam bitki biokütlesindeki azalma ve organik maddenin topraktan uzaklaÅŸarak atmosfere geçmesi, tarımsal kaynaklı CO2 emisyonlarının en büyük nedeni olarak görülmektedir. Yapılan bazı araÅŸtırmalar, organik tarım sistemlerinde ortaya çıkan CO2 emisyonlarının klasik tarım sistemine göre %48-66 daha düÅŸük olduÄŸu sonucunu ortaya koymaktadır. Organik tarım sistemlerinde daha düÅŸük oranlarda fosil yakıtların kullanılması sonucu daha az emisyonun ortaya çıkması, bu düÅŸüklüÄŸün en önemli nedenlerinden biri olarak deÄŸerlendirilmektedir. Ayrıca sentetik gübre ve pestisit kullanımının sınırlandırılmış olması da dolaylı olarak bu tür girdilerin üretimi ve taşınması esnasında ortaya çıkan emisyonların azalmasına yol açmakladır (FAO, 2002).

Konvansiyonel Ürünlerin Zararları ve Organik Tarım Farkı

Son yıllarda gerek tarımsal ilaçların, gerekse gübrelerin bilinçsizce kullanımı bitkisel üretimde miktar artışının yanında kalitesiz ve insan saÄŸlığını tehdit edecek ürünlerin ortaya çıkmasına neden olmuÅŸtur. SanayileÅŸmeden kaynaklanan çevre kirliliÄŸinin de etkisiyle soframıza gelen sebze ve meyvelerin doÄŸallığı, güvenilirliÄŸi neredeyse kalmamıştır. Ülkemizde kanser vakalarının artışında pestisit denilen tarım ilaçlarının “aşırı” ve “uygunsuz” kullanımının büyük payı olduÄŸu açıklanmaktadır.

                          
Çarşı ve pazardan alınan Sebze/meyve örneklerinde, üst sınırın üzerinde nitrit, nitrat, kurÅŸun, pestisit miktarlarına rastlanmıştır. Bebekler ve çocuklar; eriÅŸkinlere göre, gıdalardaki kimyasallardan ve pestisit kalıntılarından dolayı geliÅŸmekte olan sistem ve organlarına daha büyük yük bindiÄŸi için daha fazla risk altındadır. Alerji teÅŸhisi konan bebeklerin beslenmelerine geriye dönüp bakıldığında, alerji sebebi olarak gıdanın kendisiyle deÄŸil, gıdalardaki pestisit (böcek ilacı), nitrit, nitrat kalıntıları ile karşılaşılmaktadır. Alerji riskini de artırdığı için, özellikle bebek ve çocukların organik ürünlerle beslenmesinin ileriki yaÅŸlardaki yaÅŸam kalitesi açısından önemi büyüktür.

                          
Son araÅŸtırmalara göre (Journal of Family Health Care Vol:13 No:1, 2003), pestisit ve kimyasallarla karşılaÅŸan çocuklarda; hormonal bozuklukların, kavrama ve öÄŸrenmede geriliÄŸin ve kanser riskinin arttığı görülmektedir.

                          
OlgunlaÅŸmadan toplanan meyve ve sebzelerdeki düÅŸük vitamin ve besin oranlarının yanında organik ürünler doÄŸal besin içeriÄŸi açısından da daha zengindir. Hammadde-üretim-son ürün aÅŸamalarının tamamı kontrol altındadır ve sertifikalıdır. Organik tarımla üretim yapıldığı bağımsız yetkili kuruluÅŸlar tarafından denetlenir ve sertifikalandırılır. Kontrol ve sertifikasyon, organik tarımın en önemli basamaklarından biridir. Sertifika sistemi, ürünün ekolojik standartlara göre üretildiÄŸinin, iÅŸlendiÄŸinin, paketlendiÄŸinin garantisidir. İzlenebilir olmasından dolayı, raftaki üründen, hammadde ve üreticiye kadar her aÅŸamasının güvenliÄŸi öÄŸrenilebilir, izlenebilir.

                          
Küresel ısınmada gerçek suçlu, fosil yakıtlar ya da ekonomik görüÅŸe yanlış hizmet veren bilim ve teknoloji deÄŸildir. DoÄŸadaki bütünlük ve dengeyi kavrayamayan, kaynağı yerli yerinde kullanamayan yanlış insan yönetimleridir. Çözüm dünyaya ekonomik deÄŸil ekolojik bakabilmektir. Gerçek insan ihtiyaçlarını samimiyetle sorgulamak doÄŸayı dinlemek gözlemek anlamak ve ders çıkarabilmektir. Bütünün içinde kendimizin önemini ve nereye koyacağımızı kavrayacak farkındalığı elde etmektir. Bunu ancak ekosistem yaklaşımı ile elde edebiliriz. İnsanoÄŸlu doÄŸal ekosistemlerden sistem fonksiyonlarını sürdürmesini ve tarımın karınlarını doyurmasını bekliyorsa sürdürülemeyen taleplerinden ve bunun getirdiÄŸi yanlış yönetimlerden vazgeçmelidir.