Adım Gökhan Kenanoğlu..Trabzon doğumluyum. Organik Tarım Teknikeriyim. iktisat 2. sınıf öğrencisiyim. İnsanın vazgeçilmezlerinden birisi de tabiî ki sudur. Hatta en önemlisi sudur. Peki, bu olmazsa olmazımız bugün ne durumdadır hiç merak ettiniz mi? Durumun hiç iç açıcı olmadığını baştan belirtmek isterim. Bugün ülkemizde yaygın bir şekilde uygulanan tarım metodu Konvansiyonel Tarım Metodudur. Yani kimyasal maddelerin ve zirai ilaçların en çok kullanıldığı bir tarım metodudur. Tamam, belki de bu metodun amacı bizim bitmeyen ve tükenmeyen gıda ihtiyacımıza yanıt vermektir. Ama bunu bize verirken bizden nelerimizi aldığını hiç düşündünüz mü? Öncelikle uğruna savaşlar bile yapılabilen en önemli değerlerimizden suyumuzu almaktadır. Tarımda kullanılan kimyasal ve zirai girdiler çeşitli durumlarla karşılaşarak yeraltı su kaynaklarımıza ulaşmaktadır. Bu ulaşma, toprak ve ürünler üzerindeki kimyasal atıkların yağışlarla toprak altına sızarak su kaynaklarımıza karışmasıyla birlikte doğrudan da yeraltı su kaynaklarımıza ve içme sularımıza karışması mümkündür. Bunun yanında bilinçsizce ve savurganlıkla kullanılan suyun durumu vahimdir. Çünkü su, yenilenemeyen kaynaklarımızdandır. Bu yüzden her gün her alanda en önemlisi içme suyu olarak kullandığımız su, sağlığımızı tehdit etmektedir.
Konvansiyonel tarım metodunun bizden almaya çalıştığı önemli hususlardan birisi de sağlığımızdır. İnsana en saygısız tarım metodudur bence. Çünkü bizim hayatta kalmamız ancak ve ancak sağlıklı olmamızla bağlantılıdır. Fakat bu metot bizi adeta yok sayıyor.
Konvansiyonel üretim metodu yalnız insanları değil, tüm ekosistemi tehdit etmektedir. Hayvanlara olan zararı da göz ardı edilemez. Uygulanan alan üzerinde zararlı kalıntılar bırakan bu metot hayvanların ölümüne neden olabilmektedir. Ayrıca çevreyi olumsuz etkilemektedir. Ya hala bir tarım ülkesi olan Türkiye ‘nin vazgeçilmezleri arasında bulunan Toprağının bu metotla birlikte katledilmesine ne diyeceksiniz. Torağa uygulanana kimyasal ilaçlar, zamanla toprağın yapısını bozarak verimsizleşmesine neden olmaktadır. Hatta ileriki dönemlerde toprağın işlev görmemesine de neden olmaktadır. Yenilenemeyen kaynaklarımızın içinde bulunan Topraklarımıza yapılan bu muamele, ileride gıda sıkıntısı çekeceğimizi düşündürmektedir.
Dünyamızı ve Tüm Canlıları Kurtaracak Olan Felsefe… “ ORGANİK TARIM “
Bugün tarımda kullanılan kimyasal ilaçların ve gübrelerin insan sağlığına olan zararları bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bunun yanında bu maddelerin, doğal kaynaklarımızı ve çevremizi kirlettiği de bilinmektedir.
Bugün ağırlıklı olarak uygulanan tarım metodu “ fazla ürün elde etme “ anlayışına sahiptir. Buyüzden insan sağlığı ikinci plana itilmiştir. İnsanlar yok sayılmakta, çevre ve doğal kaynaklarımız yok sayılmakta, gelecek nesil kimsenin uğrunda değil, yenilenemeyen kaynaklarımız haince kullanılıyor… Bu gibi durumların hâkim olduğu dönemlerde bulunmaktayız. Bu durumların vahim olduğunu fark eden milletler hemen harekete geçerek “ ORGANİK TARIM “ felsefesini öne atmışlardır. Bu felsefeye göre, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal denge yeniden kurulmaya çalışılacaktır. Bu yapılırken de; insan ve çevreye dost olarak, kimyasal tarım ilaçları, hormonlar ve mineral gübreler yasaklanarak bir metot geliştirildi. Organik Tarım “ fazla ürün elde etme “ anlayışının dışında “ üründe kalite “ anlayışının mensubu olmuştur.
Organik tarım, bir tarım metodunun dışında iyi bir yaşam felsefesi de olmuştur. Doğallığı, kaliteyi, güvenirliliği, temiz bir çevrenin olması gerektiğini ve geleceğimizi teminat altına alınmasının gerektiğini benimsemiş insanlar Organik Tarımı her hareketlerine yansıtmaya çalışmışlardır ve bu felsefeyi yaşamlarıyla bağdaştırmayı istemişlerdir. Organik tarımı hem felsefi hem de metotsal olarak destekleyen toplumlar organik tarımın gelişmesine büyük katkı sağlamışlardır.
Organik Tarım gereklilikten ortaya çıkmıştır ve ekosistemi kurtarıcı bir görev üstlenmiştir. Bugün çok hızlı bir şekilde yayılan Organik Tarım, performansını tüm milletleri yakından ilgilendiren amaçlarına borçludur.
Organik Tarımın Hedefledikleri…
Her hareket bir amaca yöneliktir. Organik tarımın da bazı amaçları vardır. Bunlar;
Organik Tarım üretim metodunun bu amaçlara yönelik olduğunu bilen toplumlar hemen bu metodu savunarak Organik Tarım camiasına katılmışlardır. Amaçları ve avantajlarıyla göz kamaştıran Organik Tarım felsefesi biranda Dünya Felsefesi haline geldi. Çünkü kimsenin itiraz edemeyeceği gerekçeleri savunarak ekosistemin yeniden kazanılmasında samimi ve güvenilir bir yol izlemeyi hedeflemiştir. Organik Tarım; metoduyla, sistemiyle, güvenilirliğiyle, samimiyetiyle insanları etkilemeyi başarmıştır. Çünkü yukarıda bahsettiğimiz organik tarımın amaçları tüm dünyayı çok yakından ilgilendiren konulardan meydana gelmektedir. Bu amaçları gerçekleştirmeyi hedefleyen sisteme büyük destek verilmesi gerekir. Bana göre Organik Tarım hakkında bilinçlenmek ve bu felsefeyi anlamak da bir destektir. Organik Tarım hakkında bilgi sahibi olmuş bir kişinin herhangi bir ortamda konuyla ilgili bilgi vermesi Organik Tarımın yayılmasına yardımcı olacaktır. Organik Tarım hakkında bilgisi olan kişilerin yeri geldiğinde konuşmaları gerekmektedir. Çünkü bu dünya hepimizindir. Ölene kadar içerisinde yaşayacağımız bir ortamın geleceği tehlikeye düşmüşse hep beraber hareket edip kurtarmamız icap eder. Eğer sağlığımızı tehdit eden bir şeyler varsa bu şeyleri ortadan kaldırmaya çalışmak yine bizlere düşer. Eğer bizden geçti diyorsanız en azından gelecek nesiller için bir şeyler yapalım. Çünkü gelecek nesillere kötü yaşam koşulları bırakmaya hakkımız yok.
Organik Tarım Yaşam Felsefesine katılmamız için hiçbir ön koşul gerekmemektedir. Din, ırk, renk, millet, cinsiyet, mezhep… gibi bir ayrım söz konusu değildir. Çünkü bugün içinde bulunduğumuz ortam sağlığımızı tehdit etmektedir ve tüm dünyayı ilgilendirmektedir. Ayrıca hatalı yapılan tarımsal uygulamalarla ileride içerisinde yaşanmaz hale gelen bir dünya meydana gelecektir. Buyüzden tüm dünya milletleri Organik Tarımın hızlı yayılması ve uygulanması için destek vermeleri gerekir. Tarım politikaları Organik Tarım üzerine kurulmalı ve son sürat çalışmalar başlamalıdır. Türkiye dâhil olmak üzere birçok ülke Organik Tarıma hızla geçmektedir. Tüm dünya ülkelerinin organiğe geçiş yapmaları için ülkenin karar mekanizmalarının hızlı çalışması ve zaman kaybetmeden organik tarım lehine karar alıp uygulamaya geçmeleri gerekir.
Organik Tarım Bir DEVRİMDİR!
Dünya tarihinde devrimler ve darbeler çoğunlukla kanlı olaylara, büyük ekonomik ve toplumsal çöküşlere, bunlarla birlikte toplumları hep geriye ve zarara götürmüştür. Bugün dünyada devrim ve darbe olayları istenmeyip sürekli zararlarından bahsedilmektedir. Bugün yaşama standartlarımızı zorlayan, sağlığımızla ve bizi ilgilendiren her şeyle dalga geçip bizi yok sayan konvansiyonel Tarım Metodu artık tahammül edilemeyecek kadar haddini aşmıştır. Bütün bu olumsuzlukları gözden geçirdim ve karar verdim. Ben bir DEVRİMCİ olmalıyım. Yıllarca bize zarar veren, kimyamızı bozan Konvansiyonel Tarım Metodunun hakim olduğu kurulu düzeni bozma çalışmaları yapmalıyım. Bir DARBE de ben vurmalıyım.
Tarımda Organik Tarımın başlamasıyla bir devrim meydana gelmiştir. Bu DEVRİM ‘in amacı; insan haklarını savunmak, doğal dengeyi korumak ve eski zararlı tarım metoduna DARBE vurmaktır. Bütün bu düşünceler tekrar tekrar gözden geçirildi ve kurulu düzenin yıkılmasına karar verilmiştir. Tarihte neredeyse ilk defa bir DEVRİM ve DARBE olayları zararla son bulmuyor. Çünkü DEVRİM neredeyse tüm dünyanın desteğiyle yapılıyor. Sebep; ömür gittikçe kısalıyordu, sebebi bilinemeyen ölümler artıyordu, gıdalardan gerçek tat alınamıyordu, kolay hastalanılıyordu, çevre aşırı kirleniyordu, yeraltı kaynaklarımız zarar görüyordu, küresel ısınmaya olumsuz etki yaratılıyordu. Ve bunlar gibi birçok sebep vardı.
Devrim için gerekli gerekçeler vardı. Örgütler, dernekler ve çeşitli kurum ve kuruluşlar oluşturuldu. Bununla birlikte hızlandırılmaya başlandı. Her şey; sağlıklı yaşamak, uzun ömürlü olmak, temiz bir çevreye sahip olmak, doğal kaynaklarımızın ömrünü uzatmak, yaşam kalitesini arttırmak ve gelecek nesilleri teminat altına almak gibi amaçlar içindi. Şimdi bu Organik Tarım Felsefesinin arkasında koca bir dünya yer alıyor. Ve şimdi neredeyse herkes tarafından desteklenen Organik Tarım, çok hızlı bir şekilde faaliyet göstermeye devam etmektedir.
Organik Tarım ve Güvenilirlik
Organik Tarım bugün dünyada uygulanan tarım metotlarından en güveniliridir. Çünkü bir ürünün organik ürün özelliği taşıyıp taşımaması büyük titizlikle denetleniyor. Organik tarımın en can alıcı özelliği kayıt tutma ve kontrollere bağlı sertifikalamadır. Bir organik ürünün tohumdan hasada kadar hatta depolamadan pazarlamaya kadar her aşaması kontrol edilmektedir. Bu kontroller Tarım Bakanlığına bağlı organik tarım kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarıdır. Bunlar yerli ve yabancı orijinli olmaktadır ve müteşebbislerin her uygulama aşamalarını kayıt altına almaktadırlar. Üretilen ürünlerin organik ürün kriterlerine uygunluğu laboratuar ortamında çeşitli testler yapılarak onay verilmektedir. Bu testlerin sonucunda bir ürün organik ürün unvanını alabilmesi için, üretiminde hiçbir kimyasal girdi veya yasaklanmış gübre çeşidi kullanılmaması gerekmektedir. Tamamen doğal yollarla ve doğal bitki koruma yöntemleriyle üretilmesi gerekmektedir. Hormon uygulamaları Organik Tarımın yasakları arasındadır.
Organik ürünün taklitlerinin yapılmasına izin vermemek ve “organik” kelimesinin anlamına yakın olan doğal, ekolojik gibi kelimelerin kullanılmasıyla insanları yanıltmaya izin vermemek için Organik Ürün Logosunun bulanması zorunlu hale getirilmiştir. Ve bunun yanında ilgili kontrol ve sertifikasyon kuruluşunun da adı ve logosunun bulunması zorunlu hale getirilmiştir. Organik Ürün Logosu olmayan hiçbir ürün Organik Ürün değildir. Bir ürünün Organik Ürün olabilmesi için kesinlikle logo ve yetkili kuruluşlarınca denetlenmiş olduğu belirtilmiş olmalı. Aksi taktirde organik ürün olmaz.
Organik üretimdeki bu tür uygulamalar tüketicilerin Organik Tarıma olan güvenilirliğini arttırmaktadır. Yani ürün organik ürünse kesinlikle doğal, hijyenik ve sağlıklı bir gıdadır. Çünkü Organik Tarım hiçbir şekilde sahtekârlığa ve ürünün doğal olmayan yollarla üretilmesine izin vermemektedir. Yani Organik Tarım şunu diyor; ya organik ürün üreteceksin ya da üretmeyeceksin. Organik ürüne yakın bir ifade kesinlikle organik ürün olarak kullanılamaz. Organik sertifika verilmeyen bir ürün de kesinlikle organik ürün olamaz.
Hiçbir kimyasal girdi kullanmadan üretim yapan bir kimse organik tarım yapmış olmaz. Organik tarım dedelerimizin yaptığı bir tarım şekli değildir. Çünkü organik tarımda kayıt tutma, kontrol etme ve sertifikalandırma esastır. Ben şu zamana kadar hiçbir dedemin veya atamın kayıt tuttuğunu ve ilgili kuruluşlarca kontrol ve sertifika işlemlerini gördüğünü duymadım. Her ne olursa olsun ¸her ne kadar doğal üretildiği iddia edilirse edilsin kesinlikle organik Tarım Yönetmeliğine uygun bir üretim şekli izlenmelidir.
Organik Tarımın Küresel Isınmayla İlişkisi
Konvansiyonel Ürünlerin Zararları ve Organik Tarım Farkı
Son yıllarda gerek tarımsal ilaçların, gerekse gübrelerin bilinçsizce kullanımı bitkisel üretimde miktar artışının yanında kalitesiz ve insan sağlığını tehdit edecek ürünlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sanayileşmeden kaynaklanan çevre kirliliğinin de etkisiyle soframıza gelen sebze ve meyvelerin doğallığı, güvenilirliği neredeyse kalmamıştır. Ülkemizde kanser vakalarının artışında pestisit denilen tarım ilaçlarının “aşırı” ve “uygunsuz” kullanımının büyük payı olduğu açıklanmaktadır.
Çarşı ve pazardan alınan Sebze/meyve örneklerinde, üst sınırın üzerinde nitrit, nitrat, kurşun, pestisit miktarlarına rastlanmıştır. Bebekler ve çocuklar; erişkinlere göre, gıdalardaki kimyasallardan ve pestisit kalıntılarından dolayı gelişmekte olan sistem ve organlarına daha büyük yük bindiği için daha fazla risk altındadır. Alerji teşhisi konan bebeklerin beslenmelerine geriye dönüp bakıldığında, alerji sebebi olarak gıdanın kendisiyle değil, gıdalardaki pestisit (böcek ilacı), nitrit, nitrat kalıntıları ile karşılaşılmaktadır. Alerji riskini de artırdığı için, özellikle bebek ve çocukların organik ürünlerle beslenmesinin ileriki yaşlardaki yaşam kalitesi açısından önemi büyüktür.
Son araştırmalara göre (Journal of Family Health Care Vol:13 No:1, 2003), pestisit ve kimyasallarla karşılaşan çocuklarda; hormonal bozuklukların, kavrama ve öğrenmede geriliğin ve kanser riskinin arttığı görülmektedir.
Olgunlaşmadan toplanan meyve ve sebzelerdeki düşük vitamin ve besin oranlarının yanında organik ürünler doğal besin içeriği açısından da daha zengindir. Hammadde-üretim-son ürün aşamalarının tamamı kontrol altındadır ve sertifikalıdır. Organik tarımla üretim yapıldığı bağımsız yetkili kuruluşlar tarafından denetlenir ve sertifikalandırılır. Kontrol ve sertifikasyon, organik tarımın en önemli basamaklarından biridir. Sertifika sistemi, ürünün ekolojik standartlara göre üretildiğinin, işlendiğinin, paketlendiğinin garantisidir. İzlenebilir olmasından dolayı, raftaki üründen, hammadde ve üreticiye kadar her aşamasının güvenliği öğrenilebilir, izlenebilir.
Küresel ısınmada gerçek suçlu, fosil yakıtlar ya da ekonomik görüşe yanlış hizmet veren bilim ve teknoloji değildir. Doğadaki bütünlük ve dengeyi kavrayamayan, kaynağı yerli yerinde kullanamayan yanlış insan yönetimleridir. Çözüm dünyaya ekonomik değil ekolojik bakabilmektir. Gerçek insan ihtiyaçlarını samimiyetle sorgulamak doğayı dinlemek gözlemek anlamak ve ders çıkarabilmektir. Bütünün içinde kendimizin önemini ve nereye koyacağımızı kavrayacak farkındalığı elde etmektir. Bunu ancak ekosistem yaklaşımı ile elde edebiliriz. İnsanoğlu doğal ekosistemlerden sistem fonksiyonlarını sürdürmesini ve tarımın karınlarını doyurmasını bekliyorsa sürdürülemeyen taleplerinden ve bunun getirdiği yanlış yönetimlerden vazgeçmelidir.