- AnaSayfa
- Haberler ve Toplum
- 1 Mayıs
1 Mayıs
- Yazan Yüksel Usta
- Yayın Tarihi 05/2/2008
- Haberler ve Toplum
-
Değerlendirme:




Yüksel Usta
Bir kamu(güvenlik) kurumunda yönetici olarak çalışıyorum, İktisat fakultesi mezunuyum, , bir süreden beri şiir ve deneme yazıyorum. Özellikle felsefi ve kişisel gelişim konularında yazmayı ve okumayı seviyorum. Bütün makalelerim hiç bir şekilde değiştirilmeden, tüm linkleri ile birlikte yazarın biyografisi değiştirilmeden. 5651 sayılı internet yasasına uygun yayın yapan sitelerde yayanlanabilir. eposta. usta_yuksel28@mynet.com
Yüksel Usta tarafından yazılmış tüm makaleler
Dün 1 mayıs için polisin ve sendikaların meydan muharebelerini izleyince, aklıma her iki taraftaki insanlarda kendilerini hangi hedefe odakladıkları düşüncesi geldi. Bütün dünyada işçi bayramı olarak kutlanan 1 mayıs her nedense ülkemizde yasadışı örgütler tarafından her zaman prevoke edilmeye çalışılmıştır. Geçen süreç içerisinde özellikle 12 Eylül öncesi dönemde sendikaların içlerinde barındırdıkları sol ideolojik grupların önderliğinde 1 Mayıs'ı işçi bayramı adı altında, Sosyalizm ve Komünizm propagandası haline getirmeleri yeni neslin olmasa bile, belli bir kuşağın hatıralarında derin izler bırakmıştır.
Özellikle uzun süre durağan bir dönem geçiren DİSK'in özellikle AKP iktidarı döneminde aktif bir politika izlemeye başlaması hayli ilginç gelişmelere gebe bir dönemin habercisidir.
1990 yıllarda büyük özelikle polis kadroları içinde bulunan cefakar kadrolar sayesinde büyük darbeler yiyen, yasadışı sol örgütler, her zaman 1 Mayısı bir milat olarak görmeye çalışmaları her zaman olmuştur. Uzun süre ellerindeki aktif kadroları polisin başarılı operasyonları ile kaybeden bu örgütler, geçen bu dönem içinde yeniden yapılanma süreçlerini tamamlamak üzeredirler. Bunun en belirgin gösteriside yasadışı örgütlerin legal alanında yayın yapan dergilerin ismi etrafında toplanan gençlik gösterileribir. Dün'kü 1 mayıs gösterilerinde bu gruplar çok miktarda kamera görüntülerine yansıdı, bunları isim isim saymak burada onların propagandasını yapmaktan başka bir amaca hizmet etmez. Özellikle sendikalardan bazılarının ve bu sol ideolojik grupların temel amaç adı altına bir araya gelmesi sürecin yeniden yoğunlaşacağını, havanın ısınacağının habercisi olmuştur.
Olayın diğer tarafı olan g2;venlik kuvvetlerinin orantısız güç kullanmasına gelince, ülkemizde polis her zaman olayları bastırma konusunda bir türlü kendisinden beklenen davranışı gösterememiştir. Bunun birçok nedenleri vardır. Burda özellike mesleğe yeni başlamış ve en yenisi iki üç senelik polisleri eleştirmek yanlış bir yerden başlamaktır.
Olayın bütününe baktığımızda özellikle bu iktidar döneminde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü yönetici kadrosunun neredeyse tamamı değiştirilmiştir. Bu değişimin neden yapıldığı konusunda yorum yapmak bana düşmez ve burda açıklamak çok gereksizdir. Asıl olan uzun yıllar İstanbul ilinde çalışmış aktif kadroların bir anda değiştirilmesinin getirdiği sakıncaların hesaba katılmamasıdır. Terörle mücadele uzun soluklu ve tecrübeye dayanan bir mücadele yöntemlerini ihtiva eder. İstanbul Terörle Mücadele Şubesi senelerce terörle yaptığı mücadele ile her zaman Türkiye içerisinde müstesna bir yer edinmiştir. Bu şubenin kendine has dinamikleri vardır. Bunlardan en önemlisi, kesinlikle dışarıdan tepeden inme şeklinde idareci gelemez. Kendi içinde senelerin verdiği yoğunluk içinde yetiştirdiği yönetici kadroları sayesinde bu seviyeyi gelmiştir. Burda yetişen yönetici kadroları Türkiye'nin dört bir yerinde parmakla gösterilmektedir. Burası bir okuldur. Fakat bu durum tamamen tersine dönmüş, dışarıdan atama yapılarak birimin içi boşaltılmıştır.
Sendikalar ile Polisin seneler sonra bir şekilde karşı karşıya gelmesinde kimin çıkarı olduğunu anlamak için çok uzağa bakmak gerekmiyor. Yakın tarihimiz bunun canlı örnekleri ile doludur.
Bunların meydana getirdikleri tarihin eski dönemlerinde meydan muharebelerini hatırlatmıştır. Her zaman olduğu gibi güçlü olan kazanmıştur. Güçlü olan kazandığına göre haklıdır. Kim kaybetmiştir diye soracak olursanız?. Kaybeden her zaman olduğu gibi ülkemiz olmuştur. Bütün dünyaya rezil olduk. Bunda daha büyük kayıp var mı.?
Özellikle uzun süre durağan bir dönem geçiren DİSK'in özellikle AKP iktidarı döneminde aktif bir politika izlemeye başlaması hayli ilginç gelişmelere gebe bir dönemin habercisidir.
1990 yıllarda büyük özelikle polis kadroları içinde bulunan cefakar kadrolar sayesinde büyük darbeler yiyen, yasadışı sol örgütler, her zaman 1 Mayısı bir milat olarak görmeye çalışmaları her zaman olmuştur. Uzun süre ellerindeki aktif kadroları polisin başarılı operasyonları ile kaybeden bu örgütler, geçen bu dönem içinde yeniden yapılanma süreçlerini tamamlamak üzeredirler. Bunun en belirgin gösteriside yasadışı örgütlerin legal alanında yayın yapan dergilerin ismi etrafında toplanan gençlik gösterileribir. Dün'kü 1 mayıs gösterilerinde bu gruplar çok miktarda kamera görüntülerine yansıdı, bunları isim isim saymak burada onların propagandasını yapmaktan başka bir amaca hizmet etmez. Özellikle sendikalardan bazılarının ve bu sol ideolojik grupların temel amaç adı altına bir araya gelmesi sürecin yeniden yoğunlaşacağını, havanın ısınacağının habercisi olmuştur.
Olayın diğer tarafı olan g2;venlik kuvvetlerinin orantısız güç kullanmasına gelince, ülkemizde polis her zaman olayları bastırma konusunda bir türlü kendisinden beklenen davranışı gösterememiştir. Bunun birçok nedenleri vardır. Burda özellike mesleğe yeni başlamış ve en yenisi iki üç senelik polisleri eleştirmek yanlış bir yerden başlamaktır.
Olayın bütününe baktığımızda özellikle bu iktidar döneminde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü yönetici kadrosunun neredeyse tamamı değiştirilmiştir. Bu değişimin neden yapıldığı konusunda yorum yapmak bana düşmez ve burda açıklamak çok gereksizdir. Asıl olan uzun yıllar İstanbul ilinde çalışmış aktif kadroların bir anda değiştirilmesinin getirdiği sakıncaların hesaba katılmamasıdır. Terörle mücadele uzun soluklu ve tecrübeye dayanan bir mücadele yöntemlerini ihtiva eder. İstanbul Terörle Mücadele Şubesi senelerce terörle yaptığı mücadele ile her zaman Türkiye içerisinde müstesna bir yer edinmiştir. Bu şubenin kendine has dinamikleri vardır. Bunlardan en önemlisi, kesinlikle dışarıdan tepeden inme şeklinde idareci gelemez. Kendi içinde senelerin verdiği yoğunluk içinde yetiştirdiği yönetici kadroları sayesinde bu seviyeyi gelmiştir. Burda yetişen yönetici kadroları Türkiye'nin dört bir yerinde parmakla gösterilmektedir. Burası bir okuldur. Fakat bu durum tamamen tersine dönmüş, dışarıdan atama yapılarak birimin içi boşaltılmıştır.
Sendikalar ile Polisin seneler sonra bir şekilde karşı karşıya gelmesinde kimin çıkarı olduğunu anlamak için çok uzağa bakmak gerekmiyor. Yakın tarihimiz bunun canlı örnekleri ile doludur.
Bunların meydana getirdikleri tarihin eski dönemlerinde meydan muharebelerini hatırlatmıştır. Her zaman olduğu gibi güçlü olan kazanmıştur. Güçlü olan kazandığına göre haklıdır. Kim kaybetmiştir diye soracak olursanız?. Kaybeden her zaman olduğu gibi ülkemiz olmuştur. Bütün dünyaya rezil olduk. Bunda daha büyük kayıp var mı.?
