- AnaSayfa
- Kişisel Gelişim
- Bugün Hepimizin Doğum Günü
Bugün Hepimizin Doğum Günü
- Yazan Çağlar Akdağ
- Yayın Tarihi 06/16/2008
- Kişisel Gelişim
- Henüz Değerlendirilmedi
Çağlar Akdağ
yaş : 35 şehir : İZMİR - kişisel gelişim yazarlığı; yaratıcı grafikerlik; özgün söz-müzik yazarlığı; profesyonel balıkçı :) ; sağlık - bilgi işlem sorumlusu; FİKİR ADAMI; enfes lezzetler GURMESİ; HAYAT VİRTÜÖZÜ :)
Çağlar Akdağ tarafından yazılmış tüm makaleler“Evet yanlış duymadınız bugün gerçekten çok büyük ve neşeli bir doğum günü partisine davetliyiz…Bu gün ne sadece benim, ne de sizin, bu hepimizin günü, herkesin doğum günü…Her gün, her saat, her dakika, her saniye ve her saniyenin içerisindeki sayısız her an…Her nefes alışımızda hissettiğimiz, yaşadığımızın farkına vardığımız ve bu armağan için şükran duyduğumuz her an bir doğum, yepyeni bir başlangıç…Her an, yepyeni ve umut dolu bir hayat için kaçırılmaması gereken bir fırsat…Hayatımız muhteşem fırsatlarla dolu naif bir armağan…Teşekkürler…”
Büyük bir merak ve ümitle satın aldığınız kaliteli bir DVD filmin ortalarında olduğumuzu varsayalım…Salonumuzun koltuğuna sevdiklerimizle kurulmuş, keyifle filmimizi izliyoruz ve belki de yanında biraz içecek ve abur cubur la neşemize neşe katıyoruz…
DVD film geçmişte bir anda başladı, film kareleri ardı ardına eklendi, tam da şu an filmin ortalarındayız ve bizim için önemli olan, gerçek olan filmin tam da şu anki sahneleri…elbette ki filmimiz gözümüzün önünde akıp giderken filmimizin artık geçmişte kalan başlangıcı gibi gelecekte olan bir de sonu var ve biz bunu adımız gibi biliyoruz…Çünkü film başı, ortası ve finali belli olan bir kaynaktan (DVD medya) ekranımıza geliyor…Dvd player’ımıza takılı olan CD ‘den TV’mize aktarılan görüntüleri izliyoruz…Bu arada her saniyede 25 kare görüntü aktarılıyor karşımızdaki ekrana çünkü gözümüzün filmi kopukluk olmadan akıcı bir şekilde izlemesi için böyle olması gerekiyor…Biz farkına varmasak da akıcı bir görüntü için
Her saniye 25 farklı kare ardı ardına ekrana gönderiliyor…Buna teknik olarak kare/sn hızı veya frame rate deniyor…
Hayatımız;
Şimdi tam ve net olarak hatırlamasak da adımız gibi eminiz ki doğumumuzla hatta doğumumuzdan çok daha önce ebeveynlerimizin o sımsıcak ilişkileriyle başlayan, şu satırları okumakta olduğunuz ana kadar ulaşan, ileride bir gün ansızın sona erecek olan hayatımız…Kimsenin şimdiye kadar yazdıklarıma bir itirazı olacağını düşünmüyorum çünkü hepimizin yaşamakta olduğu buna benzer renkli veya renksiz bir hayatımız var…Görüntüler nasıl da akıp geçiyor gözlerimizin önünden…Tıpkı bir film şeridi gibi öyle değil mi ? Ama biz hep şu anı yaşıyoruz, az önce, bir saat önce, bir gün, bir ay veya yıllar öncesi diye bir şey yok…Gelecek de kocaman bir bilinmez…Sadece ve sadece şu anı yaşıyoruz…
”Her saniye gözümüzün önünden akıp giden görüntüler , kim bilir o saniyenin içinde kaç sayısız an , hangi framerate’le tekrar tekrar o devasa uçsuz bucaksız evren dediğimiz enerji okyanusundan bitmek tükenmek bilmeyen bir kararlılıkla bizlere ulaşıyor…Ve bizler , kesintisiz bir hayata, kendi filmimize, kendi DVD mize şahitlik ediyoruz…Elbette ki başı, ortası ve sonu zamansızlığın hüküm sürdüğü boyutta bir kaynakta yazılı olarak öylece duruyor…Bizlere sunulansa sadece an be an , tam da şu an, şimdiki zaman…ŞİMDİ..ŞİMDİ VE YİNE ŞİMDİ…”
Tek bir anda yaratılmış , yaşatılmış ve sonlanmış uçsuz bucaksız bir evren…
Bizler hala zaman denilen boyutunda akıp giden görüntülerine şahitlik etsek de zamansız ve mekansız bir boyutta tek bir anda olup bitmiş mucize bir yaradılmışlık,yaşatılmışlık ve sonbulmuşluk gerçeğini tam olarak idrak edemesek de değiştirmeye gücümüz yetmiyor…Tek bir anda kayıt altına alınmış başı sonu belli bir film, kendi sinema şaheserimizin görüntüleri, gözlerimizin kesintisiz bir algılama ile yaşayabilmesi ve hissedebilmesi için her saniyenin içinde sayısız anlar boyunca tekrar tekrar yeniden gönderiliyor, yeniden yaratılıyor, yeniden doğuyor…
Hayatımız sürekli akıp giden bir görüntüden mi ibaret dersiniz ???
Yoksa gözlerimizin tıpkı bizi yanıltan TV ekranındaki gibi fark edemediği sayısız anlar boyu titizlikle, özenle, sarsılmaz bir kararlılıkla gönderilen görüntülerden oluşan bir hayalimi yaşıyoruz…Bu apaçık yaratının an be an devam ettiğinin, her saniyenin içinde insanoğlunun, hayatın , evrenimizin tekrar tekrar doğduğunun bir kanıtı olabilir mi ??? Ve bu da bizler için her saniye , her an yeni bir hayat, yeni bir fırsat, yeni bir başlangıç, kısacası yeni bir DOĞUMGÜNÜ anlamına gelmez mi ???
Şükranlarımı sunarım ki evet aynen öyle , her an benim için yeni bir fırsat, hayatım , kaderim, mutluluğum, sağlığım ve başarım benim ellerimde…Bu inanılmaz mucizeyi, hayatın kendisinin bizlere her an sunmakta olduğu mucizeyi fark ederek , bu sonsuz nimetlerin kıymetini bilerek, sevgiyle ve şükran duygularıyla yaşamak ve dizginleri elimize almak sanırım bu dünyada hiçlikten yaşama şansı verilmiş her insanın kaderi olmalı…Bunu yapacak gücü, dizginleri elimize alıp kaderimize sahip çıkacak gücü nereden bulacağız demeyin sakın…İçinizdeki sonsuz kaynak zamansızlığın ve mekansızlığın boyutunda nebulaların, kara deliklerin, galaksilerin, yıldızların, koskoca bir kainatın oluşumuna şahitlik etmiş kudrete sahipken ve şimdiki zamana kadar ulaşmışken şu kısacık fani hayatın dizginlerini elinize almak da ne ki onun için….!!!Çocuk oyuncağı…
Tanrı’nın neden bu kadar bağışlayıcı olduğunu, kim veya ne olursanız olun, geçmişte hangi büyük suçları işlemişseniz bile neden sadece yürekten bir pişmanlıkla AF dilersek bizleri bağışladığını hiç düşündünüz mü ???
Onun için geçmiş veya gelecek yok, onun için tek bir an var, o da şimdi…ŞİMDİ şu an ne yapıyorsanız ve ne düşünüyorsanız siz O’sunuz da ondan…
Sadece Şu an yaptıklarınız tüm hayatınıza yayılıyor ve siz sadece her an yaptıklarınızla varsınız…
“Her saniyenin içinde sayısız anlar boyu bizlere sunulan yeni, yepyeni bir fırsat gizli…İşte bu hepimiz için her an yaratılmakta olan hayatın bir nimeti MUHTEŞEM BİR DOĞUM GÜNÜ…”
HEPİMİZİN DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLSUN,
ONA BİZLERE VERDİĞİ SONSUZ NİMETLER VE HER SEFERİNDE YEPYENİ FIRSATLAR İÇİN YÜREKTEN ÇOK , ÇOK, ÇOK AMA ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ…
Çağlar AKDAĞ
