Çok uzak değil, rahmetli Kemal Sunal filmlerinden bir tanesinde bu sözü çok duymuştum."Düttürü Dünya.."
Bu sözü ilk duyduğum anda içinde yaşadıklarımla ve yaşatmak istediklerim arasında bir fark varmı diye düşündüm.
Yok be...
Hayat nasıl olsa istediği şekilde insanları bir köşeye çekip, evire çevire dövdükten sonra, sen ne kadar çabalarsan çabala, içindeki olmazları bir köşeye atamıyorsun.
Kimse aldanmasın..
Umut beklemesinmi?.  Tabi umut her fakirin ekmeği olduğu gibi,  hali vakti yerinde her insanında, bir çok umudu ve hayalleri var olacaktır. Hayatın ensantanesi bu zaten.
Çöküş devrinde yaşadığını farketmeyen insanoğlu, öylesine bir dünyaya sarılmışki, ertesi gün başına yoldan giderken, bir araçtan fırlayan tekerleğin suratının ortasına vuracağından habersiz. yarınlar ile ilgili hayaller kuruyor, kimisi öyle hayat telaşına düşmüşki, aldığı kredileri, borçları nasıl ödeyeceğinin hesabını yapıyor.
Ne olur demenin zamanı geldi belki..
Kimse malesef demiyor, veya demeye gücü ve aklı yetmiyor.
Zaten birileri var, birileri için düşünen.
Onların kimlikleri veya sıfatlarının ne önemi var. Bugün hasan veya yarın. Hüseyin. Belki Hasan Hüseyin.
Zor be gerçekten zor bir süreçten geçiyoruz. Elimizden birşeyde gelmiyor. Sadece bir film sahnesinde oynanan tiyatroyu seyirci localarında, numaralı koltuklarda oturup seyremekten başka bi

şi yapamıyoruz.
Aslında yapmamız gerekeni yapmıştık. Bir önceki seçimde elimizde eteğimizde ne kadar oy varsa bir partiye verdik. İyimi veya kötümü oldu deme noktasında değilim.
Burda anlatılmak istenen, şu anda iktidar partisi ile mualefet partisi arasında veya, tam bunların içsellikleri arasında müthiş bir iktidar mücadelesi var. Oynayanlar ile oynatanlar çok farklı değil aslında.
Biraz dikkatli bakarsanız, tiyatro sahnesinde oynanan oyunun sonunu çok çabuk anlarsınız. Rol alanları bilmenize gerek yok, zaten herkes üzerine düşen rolu çok iyi oynadıktan sonra bize onları topluca alkışlamaktan başka bişi düşmüyor.
Zaten hep böyle yapmadıkmı.? Birilerini sürekli alkışladık.
Sürekli padişahım çok yaşa diye bağırmadıkmı....?
Sonra o padişahların yerine, yeni nesil padişahlar geldi.
Geçmişten pek farkı varmı, onların. Yine çevresinde bir sürü yakala "Padişahım çok yaşa demiyormu." pek farkları varmı.
aslında var... Geçmişte biraz asılma korkusundan, bunu yapan zihniyetin, şimdi. Dünya nimetlerinden daha fazla faydalanma uğruna bunu yaptıklarını sağır sultanlar bile duydu.
Peki.. Ya... yetmişmilyon insan içinde, yokmu. gerçekten vatanını milletini sevenler.
Kimbilir çoktur.
Hatta çoğunluk bile diyebiliriz..
Şimdi soracaksınız bunlar nerede.
Çok uzakta değiller. Aslında yakınımızda, içimizde..
Neden gitmiyor, onların yerlerini almıyorlar derseniz.
Burda yanıldınız.
Aslında bunlarda gidiyor.  Fakat oraya gittikten sonra onlardan biri oluyorlar.
Ülkemizin asıl sorunu bu.
Hiç kimse kendi olmuyor.....