- AnaSayfa
- Haberler ve Toplum
- Türkiye'de Siyaset Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Türkiye'de Siyaset Ne Yaşar Ne Yaşamaz
- Yazan Ceren Altıparmak
- Yayın Tarihi 05/27/2007
- Haberler ve Toplum
-
Değerlendirme:




Ceren Altıparmak
27 Mart 1975 Bursa doğumluyum. Marmara Universitesi İktisat bolumu mezunuyum. Sırasıyla; Phillip Morris, Nagel Gmbh., Dışbank A.Ş. ve Pharmasante A.Ş.'de ,satış ve pazarlama alanında kariyerimi geliştirdim. Halihazırda BAM YAYINCILIK firmasında pazarlama&reklam muduru olarak gorev yapmaktayım. BAM YAYINCILIK "Dış Sayfa" isimli bir dış politika analiz dergisi yayımlamaktadır.
Ceren Altıparmak tarafından yazılmış tüm makaleler
Bugün dünya konjüktüründe, siyasal ve ekonomik ilişkileri belirleyici kabul edilen unsur “globalleşme” dir.
Ancak siyasi sistemin belirleyici ana öğesi “globalleşme” değil, “golaballeşme” denemeleri içindeki “devlet” lerdir.
Devletlerin siyasal ve ekonomik yaşam düzenini oluşturan temel unsurlar ise siyasi oluşumlar tarafından hayata geçirilir. Siyasi oluşumlar doktrinler doğrultusunda siyasi kimlikler edinir ve genel olarak siyasi mücadelelerini ideolojilerine yakın veya karşıt diğer oluşumların yansımaları ile şekillendirirler.
Ancak bu demek olmamalıdır ki; siyasi ideolojilerine karşıt olan diğer oluşumların politika uygulamalarına karşı bir tutum sergilemelidirler. Bir siyasi parti siyasi yaşamını sürdürürken ve siyasi alternatiflerini oluştururken hedef alacağı esas; uluslararası ve ülke barışı dahilinde halkının sosyal ve ekonomik refahı olmalıdır.
“Bütünlükçü” ve “bağımsız” siyaset anlayışı bunu gerektirmektedir.
Türkiye’de bugün iç ve dış politika uygulamalarına bakıldığında; sosyo-ekonomik istikrarı sağlayabilmek ve yaşamsal dinamizmi sürdürebilmek için “bütünlükçü” bir siyaset anlayışına ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır.
Tarihi ve coğrafi konjüktüre dayalı olguları da siyasi sistemin esaslarını belirlemekte etken kabul eden “enternasyonalist” bir siyasi yaklaşım öngörülerek siyasi sistemin düzenlenmesi hem iç ve dış politikalar açısından büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’de siyasi sistemin seyrine baktığımızda görüyoruz ki; siyasi iradelerin sistem içindeki siyasi işlevlerini yerine getirmekteki başarıları; siyasi partilerin doğru ve etik örgütlenebilmelerine, içsel düzenlemelerine, halk ile iletişim kurabilme yetilerine, demokrasiyi işler kılabilmelerine bağlı olup dolayısıyla siyasal üretimleriyle doğrudan ilişkilidir.
Bu noktadan hareketle; bugün siyasi sistemde siyasi oluşumların siyasi yaklaşımlarında oligarşik baskılar ile sınırlanmadan ve popülist eğilimlere yenilmeden bir siyasi ideoloji benimseyebilmeleri pek mümkün görünmemektedir. Çoğulcu demokratik sistem gereği demokrasinin işlevlerini etkin kılabilmeleri ve “bütünlükçü”
; siyaset kavramına sistem içinde dinamizm kazandırabilmeleri bu koşullarda oldukça zordur.
“Bütünlükçü” ve “bağımsız” siyaset anlayışının sistemdeki işleyiş seyrine baktığımızda;
Türkiye’de çok partili siyasi süreç boyunca siyasi partilerin istikrarlı bir taban oluşturamamış olduğu ve sisteme yasakçı bir siyasi anlayışın hakim olduğu açıkça görülmektedir.
Bunun sonucu olarak;
-Siyasi oluşumlar sistem içinde toplumsal farklılaşmanın etkisini mevcut politikalarına olumlu yansıtamamışlardır.
-Parti içi düzenlemelerde; örgütlenme, iletişim ve etkileşim sağlanamamış, oligarşik ve popülist iradeler söz sahibi olmuştur.
-Partiler çok partili sistemde kendilerini ve kadrolarını yenileyememiş böylece siyasal üretimlerini geliştirememişlerdir.
-Seçmenlerin oy tercihleri ideolojiler doğrultusunda istikrarlı bir dağılım gösterememiş, parçalanmış oy dağılımı kısa dönemlerde çok fazla değişkenlik arz etmiştir.
-Siyasi iradelerin birbirleriyle sağlıklı etkileşim sağlayamaması sebebiyle siyasi mekanizmalar işlevselliğini yitirmiştir.
-Siyasi sistemde istikrar arayışları her geçen gün ivme kazanmış ve bugün demokrasi karşıtı güçleri besleyen bir karaktere bürünmüştür.
Buradan hareketle, ülkemiz siyasi mekanizmalarında demokratik bir siyasi sistemin işlerliğinden bahsetmek imkansızdır.
Türkiye’de bugünki çok partili sistemde halihazırda çeşitli siyasi partiler mevcuttur ancak bu parti oluşumlarının ideolojik hedefleri doğrultusunda olgunlaşmış demokrasi bilinci ile “bütünlükçü” ve “bağımsız” siyasete entegre olabilmeleri henüz mümkün değildir.
Siyasi arayışların ve mevcut seçeneklerin etkili olabilmesi için bütün siyasi oluşumların bir an önce olgunlaşmış siyasi ideolojilerini konjüktür dahilinde yorumlayabilecek kadrolarla siyasi üretimlerini geliştirmeleri gerektirmektedir.
Bugünün Türkiyesi'nde; kişisel ideolojik ve politik amaçlarının üzerinde, ülkesi sosyal ve ekonomik refah seviyesi için siyasal düzenlemeler yapabilecek, sistemin demokratik işleyişinin Cumhuriyet rejiminin doğası gereği halkının iradesi ile şekillenmesine imkan tanıyacak, halkını temsil hakkını hakkıyla kullanabilecek, "bütünlükçü" ve "bağımsız" siyaset kavramlarının ne ifade ettiğini bilen yeni siyasi oluşumlara ve siyasi otoritelere gereksinim vardır
Ancak siyasi sistemin belirleyici ana öğesi “globalleşme” değil, “golaballeşme” denemeleri içindeki “devlet” lerdir.
Devletlerin siyasal ve ekonomik yaşam düzenini oluşturan temel unsurlar ise siyasi oluşumlar tarafından hayata geçirilir. Siyasi oluşumlar doktrinler doğrultusunda siyasi kimlikler edinir ve genel olarak siyasi mücadelelerini ideolojilerine yakın veya karşıt diğer oluşumların yansımaları ile şekillendirirler.
Ancak bu demek olmamalıdır ki; siyasi ideolojilerine karşıt olan diğer oluşumların politika uygulamalarına karşı bir tutum sergilemelidirler. Bir siyasi parti siyasi yaşamını sürdürürken ve siyasi alternatiflerini oluştururken hedef alacağı esas; uluslararası ve ülke barışı dahilinde halkının sosyal ve ekonomik refahı olmalıdır.
“Bütünlükçü” ve “bağımsız” siyaset anlayışı bunu gerektirmektedir.
Türkiye’de bugün iç ve dış politika uygulamalarına bakıldığında; sosyo-ekonomik istikrarı sağlayabilmek ve yaşamsal dinamizmi sürdürebilmek için “bütünlükçü” bir siyaset anlayışına ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır.
Tarihi ve coğrafi konjüktüre dayalı olguları da siyasi sistemin esaslarını belirlemekte etken kabul eden “enternasyonalist” bir siyasi yaklaşım öngörülerek siyasi sistemin düzenlenmesi hem iç ve dış politikalar açısından büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’de siyasi sistemin seyrine baktığımızda görüyoruz ki; siyasi iradelerin sistem içindeki siyasi işlevlerini yerine getirmekteki başarıları; siyasi partilerin doğru ve etik örgütlenebilmelerine, içsel düzenlemelerine, halk ile iletişim kurabilme yetilerine, demokrasiyi işler kılabilmelerine bağlı olup dolayısıyla siyasal üretimleriyle doğrudan ilişkilidir.
Bu noktadan hareketle; bugün siyasi sistemde siyasi oluşumların siyasi yaklaşımlarında oligarşik baskılar ile sınırlanmadan ve popülist eğilimlere yenilmeden bir siyasi ideoloji benimseyebilmeleri pek mümkün görünmemektedir. Çoğulcu demokratik sistem gereği demokrasinin işlevlerini etkin kılabilmeleri ve “bütünlükçü”
“Bütünlükçü” ve “bağımsız” siyaset anlayışının sistemdeki işleyiş seyrine baktığımızda;
Türkiye’de çok partili siyasi süreç boyunca siyasi partilerin istikrarlı bir taban oluşturamamış olduğu ve sisteme yasakçı bir siyasi anlayışın hakim olduğu açıkça görülmektedir.
Bunun sonucu olarak;
-Siyasi oluşumlar sistem içinde toplumsal farklılaşmanın etkisini mevcut politikalarına olumlu yansıtamamışlardır.
-Parti içi düzenlemelerde; örgütlenme, iletişim ve etkileşim sağlanamamış, oligarşik ve popülist iradeler söz sahibi olmuştur.
-Partiler çok partili sistemde kendilerini ve kadrolarını yenileyememiş böylece siyasal üretimlerini geliştirememişlerdir.
-Seçmenlerin oy tercihleri ideolojiler doğrultusunda istikrarlı bir dağılım gösterememiş, parçalanmış oy dağılımı kısa dönemlerde çok fazla değişkenlik arz etmiştir.
-Siyasi iradelerin birbirleriyle sağlıklı etkileşim sağlayamaması sebebiyle siyasi mekanizmalar işlevselliğini yitirmiştir.
-Siyasi sistemde istikrar arayışları her geçen gün ivme kazanmış ve bugün demokrasi karşıtı güçleri besleyen bir karaktere bürünmüştür.
Buradan hareketle, ülkemiz siyasi mekanizmalarında demokratik bir siyasi sistemin işlerliğinden bahsetmek imkansızdır.
Türkiye’de bugünki çok partili sistemde halihazırda çeşitli siyasi partiler mevcuttur ancak bu parti oluşumlarının ideolojik hedefleri doğrultusunda olgunlaşmış demokrasi bilinci ile “bütünlükçü” ve “bağımsız” siyasete entegre olabilmeleri henüz mümkün değildir.
Siyasi arayışların ve mevcut seçeneklerin etkili olabilmesi için bütün siyasi oluşumların bir an önce olgunlaşmış siyasi ideolojilerini konjüktür dahilinde yorumlayabilecek kadrolarla siyasi üretimlerini geliştirmeleri gerektirmektedir.
Bugünün Türkiyesi'nde; kişisel ideolojik ve politik amaçlarının üzerinde, ülkesi sosyal ve ekonomik refah seviyesi için siyasal düzenlemeler yapabilecek, sistemin demokratik işleyişinin Cumhuriyet rejiminin doğası gereği halkının iradesi ile şekillenmesine imkan tanıyacak, halkını temsil hakkını hakkıyla kullanabilecek, "bütünlükçü" ve "bağımsız" siyaset kavramlarının ne ifade ettiğini bilen yeni siyasi oluşumlara ve siyasi otoritelere gereksinim vardır