Yıllardan beri onca şeyin kavgasını verdiniz: Dolgun bir ücret, kariyerde yukarıya doğru bir adım daha, kendinize ait bir ev, araba ya da şık bir takım... Ofiste harcadığınız saatleri "değer", yaptığınız işi "anlamlı" kılan; tüm çabalarınızın somut karşılıkları. Bu yaşam kavgasında zaman zaman unuttuğunuz; fakat işten de öte, hayatınızı anlamlı kılacak olan şey neydi? Kurduğunuz bu hayatı paylaşacak biri...
Profesyonel hayata atılmadan önce, yaşam yapbozlarının bu en önemli parçasını çoktan bulanlar ve iş denizinin derin sularına birlikte atlayanlar, "şanslılar" grubundalar. Bazıları ise bahar rüzgârları, kalp kırıklıkları ya da kararsızlıklarla bugüne kadar gelmiş, o özel kişiyi hâlâ aramaktalar. İş hayatı sosyal yaşantılarını kısıtlarken, bir denge kurmaya çalışsalar da, eski arkadaşlar ve birkaç sosyal organizasyondan öteye gidememişler. Yıllardır, yalnızlık sancılarını bastırmak adına, karşılarına çıkan her kişiyi "özelleştirmiş", yanlış seçimlere sürüklenmişler. Gün gelmiş bir de bakmışlar ki, hayatlarının bu önemli ve eksik parçası, karşı masalarında oturan çalışma arkadaşlarında gizli!
Pek yabancı bir senaryo değil, değil mi? Günümüz iş dünyasında "iş yeri romantizmi" olarak niteleyebileceğimiz ofis ilişkileri, nadir rastlanan durumlar olmaktan çoktan çıkmış bulunuyor. Bunu somut verilerden yola çıkarak ispatlamak istersek, Vault.com’un çeşitli meslek gruplarından şirket sahibi, yönetici, insan kaynakları uzmanı ve çalışanları kapsayan araştırmasında, 1000’i aşkın katılımcının %47’si; çalıştığı iş yerinde özel bir ilişki yaşadığını ifade ediyor. Katılımcıların %19’u ise yaşamadığını fakat yaşamayı isteyebileceğini belirtiyor.
Peki, iş yerlerinde romantizmin artmasında, bir arada çalışan ekiplerin, yönetici ve çalışanların birbirlerini iş arkadaşlığından öte bir yerlere konumlandırmasında hangi etkenler rol oynuyor?
- Hafta içi hatta bazen hafta sonu da dâhil olmak üzere neredeyse tüm zamanın, proje ekipleriyle ve yöneticilerle yoğun çalışma temposu içerisinde geçmesi,
- böylece ofislerin her gün belli saatler arasında çalışılan yerler olmaktan çıkıp, fazla mesailerle birlikte günün büyük bir bölümünün geçtiği mekânlar haline dönüşmesi,
- bu mekânlarda bayanların da eskiye oranla çok daha yoğun bir şekilde yer alıyor olması,
- bu yoğun çalışma temposu içerisinde herhangi bir projede aynı hedefi paylaşan kişilerin ortak fikirler etrafında birleşmesi, iş ile ilgili ortak fikirlerin bir süre sonra ortak karakter özelliklerine ve duygusal yakınlığa dönüşmesi,
- uzun iş seyahatlerinin birlikte çalışılan kişilere, birbirlerini iş dışında farklı kişilik özellikleri ile tanıma olanağı yaratması,
- şirketlerin, çalışanlarının iş-yaşam dengelerini kurma, motivasyonunu artırma ya da ekip ruhunu güçlendirme amaçları kapsamında düzenledikleri piknik, ofis partileri, kültür faaliyetleri gibi sosyal aktiviteler vasıtasıyla yönetici-çalışan bariyerinin ortadan kalkması,
- iş hayatının sosyal hayatın önüne geçerek, binlerce genç ve eğitimli insanların yoğun olduğu iş ortamlarında bu insanların, hayatlarını birleştirecek eşlerini bulabilmek için belki de tek şanslarının kendi iş yerlerinde, müşteri ya da rakip şirketlerde karşılarına çıkabilecek adaylar olduğuna inanmaları,
- kariyer hedefleri nedeniyle özel yaşamını uzun süre ihmal etmiş bireyin, bir zaman sonra tek yaşam alanı haline gelmiş iş yerinde özel yaşam arayışına girmesi
gibi etkenler; modern çağın kariyer dünyasında iş yeri romantizmini tetikleyen başlıca etkenlerin arasında gösteriliyor.
Ofiste romantizm, tehlikelidir. Kariyerinizi ve itibarınızı riske atabilir. Ofis içi dedikodularla size sıkıntı verebilir. Ya da büyük kavgalarla biten bir ilişki sonrasında, işe dair bütün motivasyonunuzu sıfırın altında noktalara itebilir.
Ofiste dedikodu: Bizi kimler biliyor?
Ofis içi dedikodular, iş yeri romantizminin en büyük yan etkileri arasında yer alır. Siz her ne kadar ilişkinizi gizli tuttuğunuzu ve sadece yakınlarınızla paylaştığınızı düşünseniz de, dedikodu kuşlarının tiz cıvıltılarını susturmak sandığınız kadar kolay olmayabilir. İki kişilik öğle yemekleri, elektronik posta kutunuzda “tesadüfen” görülen özel e-mailler gibi birçok ipucu, kem gözler tarafından itina ile takip edilir. Özellikle üst-ast ilişkilerinde durum, magazin sohbetlerinden daha ciddi boyutlara, performans değerlendirmesinden ücret ve terfilere kadar her konudaki objektifliğin iki kere sorgulanmasına kadar gidebilir.
Ve ekip ruhu bozuluyor…
Sırrınızı paylaşsanız da paylaşmasanız da, ekip arkadaşlarınız her zaman sandığınız kadar anlayışlı çıkmayabilirler. Öncelikle bu ikili yakınlaşma, diğerlerinden uzaklaşma anlamına gelir. Siz ofis içerisinde iki kişilik bir dünya yaratmanın huzurunu yaşarken; onlar da tamamen "iş aşkıyla", bu dünyayı koyu sohbetlerine konu etmekten kaçınmayabilirler. Hiçbir zaman dile getirilmese de bu sohbetler, bir süre sonra davranışlarına, ekipten dışlama olarak yansıyabilir.
Aramızdaki her şey bitti mi!? Asıl oyun şimdi başlıyor…
Normal hayatta bile biten bir ilişkinin beraberinde getirdiği sıkıntıları düşünecek olursanız, profesyonel bir ortamda kontrol edemediğiniz ayrılık sancılarının kariyerinizi sarsması da muhtemeldir. Karşınızdaki kişi ekip arkadaşınızsa artık değil aynı projede görev almak, aynı şirketin kapısından içeri girmek bile istemeyebilirsiniz. Eğer yöneticiniz ile üst-ast ilişkisinden farklı boyutlara taşan bir beraberlik yaşamışsanız, sonrasında soğukkanlılıkla eski profesyonelliğinizi sürdürmekte zorluk çekebilirsiniz.
İş yeri romantizminin istenmeyen bir şekilde sonuçlanması; sizi harika bir takım oyuncusundan vasat bir çalışana, yöneticinizi mükemmel bir liderden amatör bir diktatöre çevirebilir.
Yaşanması pek de uzak bir ihtimal sayılmayan bu tür durumlar, profesyonel itibarınızı zedelemekle kalmayıp, işinizi kaybetmenize ya da kariyerinizi üç adım geriye atacak yanlış kararlar vermenize neden olabilir.
Evet, iş yerinde romantizm tehlikelidir. Ama duygularınızı yönetmek de herhangi bir projede liderlik etmek kadar kolay olmayabilir. Aşk, insanoğlunun en hassas ve en zayıf olduğu durumlardan biri olunca, aşkın iş yerine taşınmasının özel ilişkilerde yaşanan gerginlikleri ve krizleri, ofisin dört duvarı arasına getirmesi kaçınılmazdır.
İnsanın ön plana çıktığı günümüz iş dünyasında, yöneticilerin sahip olması gereken en önemli becerilerden birini ofis içi huzuru ve motivasyonu yüksek tutabilmek oluşturuyor. Sadece normal şartlar altında çalışanlarından verimli sonuçlar alan yönetici, günümüzde iyi yöneticiler sınıfına dâhil edilmiyor. Artık kriz dönemlerinde, kişisel çatışmalarda ve insan olan her yerde yaşanabilecek türlü problemlerde profesyonel ortamın, işe bağlılığın ve motivasyonun korunabilmesi büyük önem taşıyor. Kısacası bu noktada, yöneticilere de önemli bir rol düşüyor…
Deniz Yalım Kadıoğlu
dykadioglu@gmail.com