“Güvende olmak” insanoğlunun varlığından bu yana temel ihtiyaçlarından birini oluşturuyor. İnsanlık tarihinin başlangıç dönemlerinde bilinmeyene karşı duyulan korku sonucu ortaya çıkan güvenlik ihtiyacı, daha sonra sosyalleşmenin ve insan topluluklarının oluşması ile toplumsal güvenlik kavramına dönüştü. Bireylerin güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaki devletlerin ve oluşturdukları kurumların temel görevleri haline geldi.

21. yüzyılın başlangıcı yaşadığımız günümüzde ise toplumsal güvenlik kavramı yerini hızlı bir şekilde bireysel güvenlik kavramına bırakıyor.

Teknolojinin gelişimiyle birlikte kurumlar, kuruluşlar, bireyler ve hatta devletler önemli güvenlik problemleriyle karşı karşıya kalıyorlar. Devletlerarası çatışmaların yanısıra bireysel eylemlerin de ortaya çıkması, güvenlik kavramını daha da karmaşıklaştırdı. Günümüzde, evimizde yada çalıştığımız kurumda, bilgisayarımızda bulunan bilgiler bile güvende değildir. Bilgi teknolojisinde yaşanılan hızlı gelişmeler sonucunda, kurumların ve bireylerin gizli sayılarak korunulan bilgileri dahi her an “hack” lenebilir yada çalınabilir.

11 Eylül 2001 tarihinde bütün dünyayı sarsan, ABD’de kaçırılan iki uçağın New York’ta bulunan Dünya Ticaret Merkezi’ne ait iki kuleye ardı ardına dalış görüntüleri hala hafızalarımızda. Söz konusu görüntüler, teknolojinin bu derece kötüye kullanılmasına önemli bir örnek. Trajik sonuçlarına rağmen, 11 Eylül olayının sonrasındaki en önemli gelişme, mevcut güvenlik kavramlarının, önlemlerinin ve sistemlerinin sorgulanması oldu. Güvenlik sistemleri konusu yeniden gözden geçirilerek uzun süre gündemde kaldı.

Temelde teknolojinin yarattığı bu güvenlik sorunlarının çözümü, yine teknolojinin daha etkin bir şekilde benimsenmesi ve kullanımında bulunuyor. Günümüzde özellikle elektronik güvenlik sistemleri, olayları önceden tahmin edebilen, gözlemleyebilen, uyaran ve gerektiğinde müdahale edebilen sistemler haline geldi.

Şehir izleme projeleri olarak ortaya çıkan büyük şehirlerin belirli bölgelerine güvenlik kameralarının yerleştirilerek gözetlenmesi Londra’daki örneğinden yola çıkarak  giderek yaygınlaşıyor.  Londra’da bugün yaklaşık 28 bin kamera sayısı ile bu alanda öncü. Bu sistemlerde görüntülerin merkezden izlenmesi ve kaydedilmesi ve güvenlik kuvvetlerinin senkronize çalışması sonucunda suç oranlarında önemli oranda düşme sağlanabiliyor. İngiltere’de toplam güvenlik kamerası ise 4 milyon, yani her 15 kişiye bir kamera düşüyor.  Ancak bu ölçüde gözlenme özellikle  sivil toplum örgütlerinin büyük ölçüde karşı çıkmasına yol açıyor. Bugün artık İstanbulda 570 kamera ile izlenmeye başlandı, bunun sonuçlarını önümüzde günlerde göreceğiz.


YASİN ALTAŞ

yasinaltas@yahoo.com
yasinaltas@gmail.com